VARAN VAR AMA!!!
Beşikdüzü son günlerde ilginç bir söylemin etrafında dönüp duruyor: “Varan 1, Varan 2, Varan 3, Varan 4, 5…” diye uzayıp giden bir liste. Ne olduğu tam anlatılmayan, ama sürekli dillendirilen bu “varanlar”, bir başarı hikâyesi mi, yoksa anlatılmak istenip de anlatılamayan bir hikâyenin üzerini örten sis perdesi mi?
Abdulvahap Uludüz’ün sosyal medyada paylaştığı metin, tam da bu belirsizliğe dikkat çeken ironik bir sorgulama niteliği taşıyor. Bir haftadır ilçede “varan”ları aradığını söylüyor, bulamadığını ifade ediyor. İlçenin ileri gelenlerine soruyor, aldığı cevap ise sadece bir tebessüm. Bu tebessüm, aslında çoğu zaman kelimelerden daha fazla şey anlatır. Çünkü bazen insanlar, anlatamayacakları ya da anlatmak istemedikleri şeyleri gülerek geçiştirir.
Metindeki “yaparsa AKP yapar” ifadesi ise doğrudan bir siyasi göndermeden çok, toplumda sıkça karşılaşılan bir refleksi yansıtıyor: Yapılan ya da yapıldığı iddia edilen her işin sorgulanmadan sahiplenilmesi. Ancak Uludüz burada durmuyor; “kabul, kutlarım ama ne yapıldı görelim” diyerek asıl meselenin altını çiziyor: Şeffaflık ve somutluk. Yani mesele, yapılanın kim tarafından yapıldığı değil, gerçekten neyin yapıldığı ve bunun halk tarafından görülüp görülemediği.
Yazının en çarpıcı yanı ise ironik dili. “Eyvahlar olsun, demek ki rüya görmüşüm” derken aslında bir hayal kırıklığını dile getiriyor. Beklentiler ile gerçekler arasındaki mesafeyi, rüya metaforu üzerinden anlatıyor. Ve sonunda söylediği “en iyisi yine rüya görmeye devam edeyim, zira rüyada insan kral oluyor” cümlesi, hem bir kabulleniş hem de ince bir eleştiri barındırıyor. Çünkü rüyalar, gerçeklerin yerini tutmaz; ama bazen gerçekler o kadar belirsiz hale gelir ki insan rüyaya sığınmayı tercih eder.
Bu metni bir köşe yazısı olarak okuduğumuzda, karşımıza çıkan tablo şudur: Beşikdüzü’nde anlatılanlarla yaşananlar arasında bir kopukluk var. Sürekli dile getirilen “başarı” söylemleri, somut karşılık bulmadığında toplumda bir güvensizlik hissi oluşuyor. İnsanlar artık sadece duymak değil, görmek istiyor. Slogan değil, sonuç bekliyor.
Uludüz’ün metni, sadece bir ilçeye değil, genel bir anlayışa ayna tutuyor. Şeffaflığın olmadığı yerde söylentiler çoğalır, belirsizlik büyür. Ve en tehlikelisi de, insanlar bir süre sonra gerçeği aramaktan vazgeçip rüyalara razı olur.
Oysa bir toplumun rüyaya değil, gerçeğe ihtiyacı vardır.