TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU’NA AÇIK ÇAĞRI
*Bu yazı, ifade ve basın özgürlüğü kapsamında; kamu yararı gözetilerek kaleme alınmış eleştiri ve yorumlardan ibarettir. Kişilik haklarına saldırı veya iftira amacı taşımaz.
Türkiye Futbol Federasyonu nezdinde futbol yönetimine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunmaktadır.
Türkiye’de futbolun temel sorunu kural eksikliği değildir. Asıl mesele, mevcut kuralların kim için, ne zaman ve nasıl uygulandığıdır. Aynı talimatın bir kişiyi sistemin dışına iterken bir başkasını koruması artık münferit bir hata olmaktan çıkmıştır. Bu durum süreklilik kazanmış ve ciddi bir yönetim zaafına dönüşmüştür.
Temsilciler Kurulu bünyesinde yaşananlar bu tablonun en somut göstergelerindendir. Talimatlardaki şartları sağlayamadığı gerekçesiyle başvuru aşamasında elenen adaylar bulunmaktadır. Buna karşılık, geçmişinde ağır disiplin cezaları bulunan bazı isimler kurulda görev almaya devam etmektedir. Bu durum, kuralların kişiye göre işletildiği yönünde güçlü bir kanaat oluşturmakta ve federasyonun kendi düzenlemelerinin bağlayıcılığı konusunda tereddüt yaratmaktadır.
Bu çelişkinin en dikkat çekici örneklerinden biri şudur:
Kamuoyuna yansıyan ve sahadan gelen iddialar da tabloyu ağırlaştırmaktadır. Ömer Demir’in bazı temsilcileri tek tek arayarak istifaya zorladığı yönünde bilgiler bulunmaktadır. Bu durum yalnızca etik bir sorun olarak değil, kurumsal işleyiş açısından da ciddi bir mesele olarak değerlendirilmektedir. Temsilcilerin baskı altında olduğu yönündeki algı, karar süreçlerinin sağlıklı işleyip işlemediği konusunda soru işareti doğurmaktadır. Baskı altında görev yapan bir yapının adil ve sağlıklı karar üretmesi beklenemez.
İşleyişe bakıldığında benzer sorunlar görülmektedir. Trabzonspor-Fenerbahçe müsabakasına gelerek ardından bölgesel temsilci semineri düzenlemeyi planlayan Temsilciler Kurulu, son anda program değişikliğine gitmiştir. Kurulun toplantı yeter sayısını sağlayamadığı yönünde bilgiler bulunmaktadır. Buna rağmen seminerin sınırlı katılımla yapılacağı iddia edilmektedir. Devre arası seminerinin ilk defa yapılamaması da organizasyonel zafiyete işaret etmektedir. Eğitim ve planlama süreçlerindeki bu aksaklıklar, kurumsal ciddiyet konusunda soru işareti yaratmaktadır.
Sahaya yansıyan görüntüler de bu yönetim anlayışının bir sonucudur. Temsilcilik kurumu, organizasyonu yönetmek yerine hakemi koruma refleksiyle hareket eden bir yapıya dönüşmüş görünmektedir. Yeşil zemin zaman zaman yoğun güvenlik varlığıyla karşı karşıya kalmaktadır. Futbol sahasının bir güvenlik alanına dönüşmesi sporun doğasıyla bağdaşmamaktadır.
Temsilcilerin sahaya çıkış anlarında yaşanan görüntüler de tartışma konusudur. Temsilcinin hakemin hemen önünde tünelden sahaya yürümesi eleştirilere neden olmaktadır. Oysa temsilcinin hem hakemi hem de futbolcuları görebileceği bir konumda olması beklenir. Bu protokol eksikliği, organizasyon ve koordinasyon konusunda soru işareti doğurmaktadır.
Yeşil zemin futbolcuların ve hakemin oyun alanıdır. Kolluk kuvvetlerinin varlığı ölçülü sınırlar içinde kalmalıdır. Geçtiğimiz sezon bir derbi müsabakasında, top oyundayken kalabalık bir polis grubunun sahaya girdiği görüntüler kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır. Bu tür olaylar, yetki ve koordinasyon konusunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Organizasyonel tablo artık bir alarm vermektedir.
Uzun süredir Merkez Hakem Kurulu kararları tartışılmaktadır. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun verdiği cezalar kamuoyunda güven sorunu yaratmaktadır. Tahkim Kurulu kararları ise tartışmaları sonlandırmak yerine daha da büyütmektedir.
Türk futbolunun üç temel kurulu zaten yoğun eleştiri altındayken, şimdiye kadar sistemin en seçkin ve en istikrarlı yapısı olarak gösterilen Temsilciler Kurulu’nda da ciddi bir çözülme görüntüsü ortaya çıkmıştır.
Bu, sıradan bir yönetim zafiyeti değildir.
Bu, kurumsal zeminin sarsıldığının göstergesidir.
Hakem mekanizması tartışmalı.
Disiplin kararları tartışmalı.
Tahkim süreci tartışmalı.
Şimdi ise yıllarca “en elit ve en sorunsuz kurul” olarak anılan Temsilciler Kurulu da kriz başlığı hâline gelmiştir.
Eğer sistemin en güçlü halkası olarak görülen yapı dahi bu noktaya gelmişse, artık sorun bireysel değildir. Sorun yönetim anlayışındadır. Sorun kurumsal yapının bütünündedir.
Bu tablo tesadüf değildir.
Bu tablo birikmiş yönetim sorunlarının sonucudur.
Bu noktada Türkiye Futbol Federasyonu’na açık ve net çağrımız şudur:
Aynı talimat kapsamında bir temsilci görevden alınırken diğerinin görevine devam etmesinin hukuki gerekçesi kamuoyuna açıklanmalıdır. Haydar Özdemir için uygulanan kuralın, Ömer Demir açısından neden farklı sonuç doğurduğu izah edilmelidir.
Temsilciler Kurulu’ndaki yetki kullanımı, baskı iddiaları ve organizasyon süreçleri bağımsız ve şeffaf bir şekilde incelenmelidir.
Kuralların kişilere göre esnetildiği algısının oluştuğu bir yapı sürdürülebilir değildir. Liyakat ve eşitlik ilkeleri güçlendirilmeden kurumsal güven sağlanamaz. Bu durum yalnızca bireyleri değil, Türk futbolunun bütününü etkilemektedir.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu soru işaretlerine açıklık getirmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi hâlde yaşanan her yeni kriz, federasyonun kurumsal adalet üretme kapasitesinin kalmadığını bir kez daha tescilleyecektir. Bu noktada sürdürülen sessizlik; tarafsızlık, itidal ya da sağduyu değil, açık bir yönetim aczidir. Belirsizliğin bilinçli biçimde korunması, çifte standardın fiilen kabul edildiğini ve bu durumun federasyon eliyle normalleştirildiğini göstermektedir. Bu yaklaşım yalnızca bugünkü yönetimi değil, Türk futbolunun geleceğini de ipotek altına almakta; sonraki yönetimlere daha ağır, daha çözümsüz ve daha güvensiz bir enkaz bırakmaktadır.
Prof. Dr. Ömer Dalman
Rezalet bir durum var temsilciliğin içinden gelmeyen temsilciliğin ruhunu bilmeyen insanlar kurulu ele geçirmişler torpille geldikleri için düşündükleri tek şey rant sağlamak gerisi onlar için önemli değil. Trabzonspor Fenerbahçe maçında futbol ve hakem konuşulması gerekirken sahaya çıkarken temsilci konuşuyorsa maç sonu yeşil zeminde hakem ve futbolcular varken kolluk kuvvetleri konuşuyorsa kurul kendini sorgulamalı ve gerekli dersleri almalıdır.
Hocam merhaba yazınızda anladığım kadarıyla liyakat değil de adama göre işler yapıldığını görüyorum her kurumda olduğu gibi kişilere göre durumlar gözetliyoruz zamanında biz de kurumda çalıştığımız zaman liyakat yoktu sadakat vardı bam teline dokunmuşsun hocam kendine iyi bak kal sağlıcakla
Ömer Bey, öncelikle yazılarınızdan dolayı size teşekkür ederim. Temsilciliği tüm Türkiye’ye tanıttınız. Kurumun yıllardır yapamadığını siz yaptınız. Bugünkü seminer ise tam bir faciaydı. Eskiden çoğu seminerden faydalanarak dönerdik ama bugün tam bir hayal kırıklığı oldu. Sadece Sadık Bey sunum yaptı, o kadar. Kurul üyelerinden 1 kişi hariç diğerleri katıldı fakat kayda değer bir kelam etmediler. Osman Bey biraz size gönderme yaptı o kadar. Kendi aralarinda uyum yoktu. Küsmüydüler anlamadım. Tecrübeli Temsilciler’den katılmayanlar oldu. Kimse neden gelmediklerini söylemedi. Kurul “Sorunuz var mı?” dedi fakat kimsede kaydadeger bir şey sormadı ya da sormak istemedi. 2 saat sürdü, yemek yedik ve ayrıldık. En çok Samsun’dan, Erzurum’dan gelenlere üzüldüm. O kadar yol geldiler ama verim sıfır. Yazılarınızı heyecanla beklediğimi söylemek isterim. Sizin Temsilciliğe bakış açınız çok enterasan ve mükemmel buluyorum. Adeta seminer gibi. (bugünkü gibi değil elbette!). Biz sabırla devam ediyoruz. Kimse kendi arasında bir yorum yapamiyor. Haber kurula ulaşacak diye korkuyor. Selamlarımı sunarım. Saygılar.
Öncelikle size verdiğiniz katkı için Teşekkür ederim. Manzarayı güzel özetlemişsiniz. Osman Bey, görevi icabı birşeyler söylemesi normal. Asıl soru daha önce bir yazımda bahsettiğim en başarısız kurullarda o da görev almış. Kurula nasil bir katkı sunduğunu tartışmak gerekir. Asıl kendisini savunması gerekenler konuşsa iyi olurdu! Osman bey in sosyal medyada Sayın Ali Koç la ilgili güzel sözleri var. Ali Koç un Ömer Demir ile ilgili olanları da yazsa iyi olur.
Osman beyin savunmaya geçmesi gayet doğal, çünkü temsilci olabilme kriterlerine uymayıp kurul üyesi olma kriterlerini taşıyanın kendisi olduğunu biliyor. Toplantıda başkasını savunuyor gibi görünerek okları başka tarafa çekmeye çalışıyor.
Türkiye Futbol Federasyonu Temsilciler Kurulu, 17 Şubat Salı günü Trabzon’da bir eğitim ve değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Bu bilgi TFF’nin resmi sitesinde yayınlandı. TFF, toplantıya katılanları tek tek yazmış. Ama nedense Temsilciler Kurulu’nun başarılı personeli Salih Şener de toplantıya katıldığı halde adı listede yok. Onu yazmamışlar. TFF ye girişine engel olunan fakat bir türlü kuruldan atamadıkları Servet Sarıkaya hakkında neden getirilmediği konusunda bir bilgi yok. Bir de Haydar Özdemir’in yerine Burhan Cuci’yi getirmişler. Cuci’nin nasıl atandığına dair hiçbir açıklama yapılmamış. Ne şanssızlık ki Sayın Cuci, başarısız Arıcı döneminde de görevdeydi, bu dönemde de görevde. Manidar..