Oruç ve Sağlık
Ramazan davulu geçerken, sofralar kurulurken bir de şunu düşünelim: Biz iftar saatini beklerken, vücudumuz aslında neyle meşgul?
Geçen Ramazan bir dostumla iftar sonrası yaptığımız sohbette, “Bu yıl kendimi daha zinde hissediyorum” demişti. Dikkatimi çekmişti bu cümle. Çünkü çoğumuz Ramazan’ı yorgunlukla, halsizlikle anarken, o tam tersini söylüyordu. Aslında sebebi basitti: Vücudu, uzun zamandır ilk kez bu kadar uzun bir dinlenme fırsatı bulmuştu.
Oruç, sadece aç kalmak değildir. Bedenin günlük telaşına, midenin hiç durmayan mesaisine verilen bilinçli bir moladır. Doğru tutulduğunda, bu mola sağlık açısından önemli sonuçlar doğurur.
Gün boyunca sürekli çalışan sindirim sistemi oruçla birlikte yavaşlar. Mide ve bağırsaklar dinlenir. Şişkinlik azalır, hazımsızlık hafifler. Birçok insan Ramazan’da daha düzenli beslendiğini fark eder. Aslında beden, kendine verilen bu arayı memnuniyetle karşılar.
Metabolizma da bu süreçte farklı çalışmaya başlar; çoğu zaman bunun farkına bile varmayız. Vücut, enerji ihtiyacını karşılamak için depolarına yönelir. Kan şekeri daha dengeli seyreder. İnsülin hassasiyeti artar. Kilo kontrolü kolaylaşabilir. Oruç, bedene “yeniden ayarlanma” imkânı sunar.
Bu etki sadece dışarıdan görünenlerle sınırlı değildir. Hücre düzeyinde de bir temizlik başlar. Vücut hasarlı hücreleri onarmaya yönelir. Bağışıklık sistemi daha verimli çalışır. İltihaplanma azalır. Kalp ve damar sistemi de bu süreçten olumlu etkilenir. Kolesterol ve trigliserid değerlerinde düşüş görülebilir.
Bir de işin zihinsel tarafı vardır. Oruç, insanı yavaşlatır. Daha sakin düşünmeyi öğretir. Günlük stresin etkisi azalır. Sabır ve öz denetim güçlenir. Zihin, bedenle birlikte sadeleşir.
Elbette her şey bu kadar basit değildir. Oruç herkes için aynı sonucu vermez. Şeker hastaları, tansiyon hastaları, böbrek hastaları mutlaka hekimlerine danışmalıdır. Çocuklar ve yaşlılar için de riskler olabilir.
Dinimiz bu konuda çok nettir. Sağlığı tehlikeye sokacak bir ibadet anlayışı yoktur. Kur’an’da hasta olanların orucu erteleyebileceği açıkça belirtilmiştir. Oruç ibadettir ama sağlık da bir emanettir.
Burada durup bir başka gerçeğe daha bakmak gerekiyor. Bugün Ramazan sofraları giderek daha gösterişli hâle geliyor. Oysa oruç, bolluğu sergileme ayı değildir. Nimetin kıymetini anlama ayıdır. Çeşit çeşit yemeklerle donatılan sofralar, orucun ruhuyla her zaman örtüşmez. Çünkü açlığın hatırlatması gereken şeyi, bazen tabakların kalabalığı unutturur.
Üstelik içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar ortadayken… Bugün birçok evde iftar tek bir çorbayla açılıyor. Kimi sofralarda ekmek ve zeytin var. Ama bu sofralar eksik değildir. Aksine, Ramazan’ın ruhuna daha yakındır. Çünkü oruç, çoklukla değil niyetle anlam kazanır.
İslam dini israfa karşıdır. Sade yaşamı esas alır, paylaşmayı teşvik eder. Peygamberimizin iftar sofraları da bunu gösterir. Ramazan, daha fazlasını tüketme değil, daha azıyla yetinmeyi öğrenme zamanıdır. Aç kalmaktan çok, başkasının açlığını anlayabilme zamanıdır.
Özetle oruç, sadece niyetle başlayıp ezanla biten bir açlık süreci değildir. Oruç; bedenin, zihnin ve ruhun birlikte çıktığı bir yolculuktur. Bu yolculuktan kazançlı çıkmak ise bilinçle, ölçüyle ve sağlığı ihmal etmemekle mümkündür.
Ramazan’ın sağlık, huzur ve bereket getirmesi dileğiyle… Oruçların kabul olduğu, kalplerin ferahladığı bir Ramazan olsun. Herkese hayırlı Ramazanlar.
Prof. Dr. Ömer DALMAN
Sevgili hocam bence eski ramazanlar çok güzeldi çok özeldi özledim eski Ramazanları Ramazan’ı Şerif herkese hayırlı uğurlu olsun bereket getirsin huzur getirsin refah getirsin kal sağlıcakla Allaha emanet ol
eyvallah hocam..
Teşekkürler hocam