Sinan Kutay ‘ ın ardından…
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
Yahya Kemal Beyatlı
**”Sessizce Ayrılan Bir Yoldaşın Ardından”**
Bayramın birinci günü, sabahın erken saatlerinde, şairin dediği gibi sessizce ayrıldı aramızdan Sinan ağabey.
Oysa bir gün önce, gecenin ilerleyen saatlerine kadar dostlarıyla sohbet etmiş, konuşmuş, gülmüş, memleket meselelerini tartışmıştı. Her zamanki gibi gündeminde yine ülke vardı. Bu toprakların derdiyle dertlenir, insanlarının acısını kendi acısı bilirdi.
Yurduna büyük bir sevdayla bağlıydı. Cumhuriyeti severdi, ama körü körüne değil; onu daha ileriye taşımak isteyen eleştirel bir bilinçle sahiplenirdi. Kendini sosyalist olarak tanımlar, memlekete de, tarihe de, fikirlere de hep sorgulayan gözlerle bakardı.
Onunla aynı alanda olmaktan, aynı cemiyette birlikte görev almaktan ( Anadolu Basın Birliği) , aynı platformda ( Trabzon Emek ve Demokrasi) birlikte mücadele etmekten hep keyif aldım. Duruşundan, sohbetlerinden bir şeyler kattım kendime.
Şimdi geriye dönüp bakınca, son sohbetimizin sıradan bir sohbet değil, bir veda olduğunu anlıyoruz. Ne acıdır ki bazı vedalar, ancak sessizlik çöktüğünde anlaşılır.
Sanki bir limandan sessizce ayrılan bir gemi gibi gitti aramızdan TC Sinan Kutay abi
Ne büyük vedalar etti, ne de kendisini anlatan uzun cümleler bıraktı arkasında. Hayatın içinde olduğu gibi, ölümün eşiğinden de vakur bir sessizlikle geçti.
Ama bazı insanlar vardır gittikleri gün eksilmezler, tam tersine hayatımızın içine daha derin yerleşirler. Sinan Kutay da onlardan biriydi.
Dört gün önce yalnızca bir dostu, bir ağabeyi, bir yoldaşı kaybetmedik. Aynı zamanda mücadele günlerimizin tanığını, zor zamanlarda omuz veren bir insanı, birlikte yürüdüğümüz yolların hafızasını da uğurladık.
Şimdi onun sesini duyuyoruz, kimi zaman bir haber metninin satırlarında, kimi zaman bir eylem alanının kalabalığında, kimi zaman da yıllar önce edilmiş bir sohbetin içinde. Çünkü bazı insanlar öldüklerinde toprağa değil, dostlarının hafızasına emanet edilirler.
Ölüm, hayatın mutlak gerçeği olabilir. Ama hatırlanmak, insanın ölüme karşı kazandığı en büyük zaferdir. insan hatırlandıkça yaşarmış, hiç ölmezmiş. Böyle öğrendik.
Sinan abi de artık anılarımızda, mücadele tarihimizin sayfalarında ve birlikte kurmaya çalıştığımız daha güzel bir ülkenin umudunda yaşamaya devam edecek.
Onu gözyaşlarıyla uğurlarken biliyoruz ki, ayrılan gemi gözden kaybolsa da ardında bıraktığı iz uzun süre denizin üzerinde kalır. Bazı insanlar gider, ama yok olmazlar. Sesleri, sözleri, dostlukları ve mücadeleleri yaşamaya devam eder.
Hoşça kal Sinan abi!
Yol arkadaşlığın için, emeğin için, dostluğun için teşekkür ederiz.
Seni unutmayacağız.
Birlikte umutları , umutlanmayı paylaştığım Sinan abim , ışıklarla uyu
Hani derler ya ““Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığımız süre içinde güzel işler yapmak ve ardımızda güzel izler bırakabilmektir.”işte Sinan abi böyle biriydi. Seni asla unutmayacağız. Mekanın cennet olsun…