61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Parklar Kimin? Emekçilerin mi, Emperyalistlerin mi? Süleyman Hacıbektaşoğlu yazdı « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Parklar Kimin? Emekçilerin mi, Emperyalistlerin mi? Süleyman Hacıbektaşoğlu yazdı

Parklar Kimin? Emekçilerin mi, Emperyalistlerin mi? Süleyman Hacıbektaşoğlu yazdı
Son Güncelleme :

25 Haziran 2026 - 15:28

11 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Parklar Kimin? Emekçilerin mi, Emperyalistlerin mi?

Ülkenin o kadar çok yakıcı gündemi var ki… Ama giderek daha fazla yoksullaşan halkın açlık, barınma ve geçim derdi yönetenlerin gündeminde bile değil.

Onlar bütün enerjilerini iktidarlarını korumaya harcıyor; ülkenin bütün dengeleriyle oynuyor, hukuku iktidarlarının sopasına dönüştürüyor, kendileri için tehlikeli gördükleri herkesi zindanlara göndermekte sakınca görmüyorlar.

 

Adalet duygusu büyük ölçüde aşınmış durumda. Halkın en küçük hak arayışı bile devlet zoruyla bastırılıyor. İşçiler grevlerde, memurlar sokaklarda, güvencesiz çalışan öğretmenler yerlerde sürükleniyor.

 

Tam da böyle bir dönemde, 7-8 Temmuz 2026’da Ankara’da 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi düzenlenecek. NATO’nun 32 üye ülkesinin liderleri Ankara’da ağırlanırken, zirve öncesinde en küçük bir itiraz ihtimalini dahi ortadan kaldırmak için sosyalistler, devrimciler ve muhalifler sabah baskınlarıyla gözaltına alınıyor. İktidar, halkın taleplerini değil, emperyalist sistemin güvenliğini önceleyen bir hazırlık yürütüyor.

 

İşte tam da bu siyasal ve toplumsal tablonun ortasında, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi için alınan önlemler ve kamuoyuna yansıyan uygulamalar, iktidarın kimin çıkarlarını öncelediğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

 

Bir ülkenin gerçek sahibi kimdir? O ülkenin saraylarında ağırlanan yabancı devlet başkanları mı, yoksa sabahın ilk ışığında işe gitmeden önce yürüyüş yapan emekliler, işçiler, öğrenciler, çocuklar mı?

 

Ankara’da yapılacak NATO zirvesi öncesinde ortaya atılan iddia tam da bu soruyu yeniden sorduruyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sabah koşusu yapabilmesi için Botanik Park, Dikmen Vadisi ya da Eymir Gölü çevresinin Ankaralılara kapatılmasının planlandığı konuşuluyor. Eğer bu doğruysa mesele yalnızca bir güvenlik tedbiri değildir; bu, egemenliğin kime ait olduğunun ilanıdır.

 

Kapitalizm kentleri önce betona boğuyor. Nefes alınacak son yeşil alanları rant uğruna yok ediyor. Ardından geriye kalan birkaç parkı da emperyalist devlet başkanlarının konforu için halka kapatıyor. Emekçiye “yasak” olan, sermayeye ve onun siyasi temsilcilerine “ayrıcalık” oluyor.

 

NATO da tam olarak bu düzenin askeri adıdır.

NATO, işçilerin, halkların ya da barışın örgütü değildir. Yugoslavya’dan Afganistan’a, Libya’dan Ortadoğu’ya kadar gittiği her yerde yıkım, göç, yoksulluk ve ölüm bırakan emperyalist bir savaş ittifakıdır. Bugün Ukrayna’dan Ortadoğu’na uzanan gerilimlerde de silah tekellerinin, enerji şirketlerinin ve küresel sermayenin çıkarlarını koruyan başlıca araçlardan biridir.

 

Bu yüzden mesele Macron’un koşusu değildir.

Mesele, bir emperyalist devlet başkanının rahat etmesi için milyonlarca emekçinin kamusal yaşamının ikinci plana itilmesidir. Mesele, kendi ülkesinde parkına giremeyen halkın, kendi vergileriyle finanse edilen güvenlik operasyonlarının yabancı liderlerin hizmetine sunulmasıdır.

Oysa parklar; vardiyadan çıkan işçinindir. Emeklinindir. Çocuğunu gezdiren annenindir. Gençlerinindir. Halkındır.

 

Hiçbir emperyalist liderin sabah sporu, milyonlarca insanın kamusal hakkından daha değerli değildir.

NATO zirveleri gelip geçer. Ancak emekçilerin onuru, halkların bağımsızlık özlemi ve barış mücadelesi kalır. Bugün parkları kapatan anlayış, yarın fabrikaları, limanları, madenleri ve yaşam alanlarını da küresel sermayeye açmaktan çekinmeyecektir. Bu nedenle NATO karşıtlığı yalnızca dış politika meselesi değildir; aynı zamanda sınıfsal bir mücadeledir.

 

Çünkü emperyalizme karşı çıkmak, aynı zamanda emeğin, kamusal yaşamın ve halk egemenliğinin yanında durmaktır.

 

Parklar halkındır. Kentler halkındır.Ülke halkındır.

 

Ve hiçbir emperyalist zirve, hiçbir savaş ittifakı, hiçbir devlet başkanı bu gerçeği değiştiremez.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x