Yüzlerce polis sahaya giriyor, ardından bir futbolcu polisi itiyor. Asıl soru ise hâlâ cevap bulmuyor: Polis sahaya neden girdi ve polise yapılan müdahaleye karşı ne gibi bir işlem uygulandı?
Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin ardından yaşananlar, yine futbolu değil, futbolun içindeki çifte standart iddialarını konuşmamıza neden oldu. Maç bitti, düdük çaldı. Ardından itiş kakış, yumruklar, güreş… Sahaya yüzlerce polis doluştu.
Peki, bu kadar polis neyi önledi? Kavga başladıktan sonra sahaya girmek mi güvenlik, yoksa olayları önlemek mi? Bir de Mert Hakan Yandaş’ın bir polisi ittiği, diğerine bağırıp üzerine yürüdüğü görüntüler var. Bu görüntülerle ilgili hangi işlem yapıldı?
İşte asıl mesele burada başlıyor. Çünkü konu yalnızca maç sonunda yaşanan kavga değil; sahada kime nasıl davranıldığı ve kuralların herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır.
Geçen sezon Trabzon’da yaşananları hatırlayın. Trabzonspor-Fenerbahçe maçı, bitiş düdüğüne kadar saha içinde herhangi bir olay yaşanmadan tamamlanmıştı. Buna rağmen düdükle birlikte 250-300 polis sahaya girdi. Ortada önlenecek bir kavga yokken yaşanan bu görüntü, güvenlik tedbirinden çok gövde gösterisini andırıyordu.
Bu tablo yeni değil. Özellikle Şerafettin Bural’ın Temsilciler Kurulu başkanlığına gelmesinden sonra sahaya polis müdahalesinin belirgin biçimde arttığı görülüyor. Geçmişte maç devam ederken, top oyundayken futbolcular arasındaki kavgaya onlarca polisin müdahale ettiği görüntüler hâlâ hafızalarda. O dönemde de saha içine yapılan bu tarz müdahaleler ciddi eleştiri konusu olmuştu. Maç başladıktan sonra saha içi, hakemin ve futbolcuların alanıdır. Polis, dışarıdan gelebilecek fiziki müdahaleyi önlemek için orada bulunur. Oyuncuların kendi aralarındaki itişmeye onlarca polisin dalması, ne sporun ruhuna ne de güvenlik mantığına uygundur.
Şimdi soruyorum: Bir futbol maçında polisin saha içine bu şekilde müdahale etmesinin kararını kim veriyor? Hangi yetkiye ve hangi gerekçeye dayanılıyor?
Elbette ciddi bir tehlike varsa polis müdahale eder. Ancak saha içindeki her gerginliğe yüzlerce polisle karşılık vermek başka bir meseledir. Hakem ve müsabaka temsilcisi olayları tespit edecek, raporunu yazacak. Polis de güvenliği sağlayacak. Görevler birbirine karıştığında ortaya bugünkü gibi görüntüler çıkıyor.
Üstelik saha içinde polis kameraları da var. Neler kaydediliyor, bu görüntüler nasıl değerlendiriliyor? Bu konuda da kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyor.
Asıl mesele ise şu: Polis dışarıda taraftarın güvenliği için saatlerce görev yapıyor. Yollar kapatılıyor, üst aramaları gerçekleştiriliyor, en küçük taşkınlığa müdahale ediliyor. Peki, aynı polis saha içinde bir futbolcu tarafından itildiğinde ne oluyor?
Bir taraftar, görevini yapan polisi aynı şekilde itseydi ne olurdu? Müdahale edilir, hakkında işlem yapılması gündeme gelirdi. Peki, futbolcu olunca ne değişiyor?
Mert Hakan Yandaş’ın hareketinin hukuki karşılığı elbette görüntüler ve olayın bütün koşulları değerlendirilerek belirlenmeli. Ancak futbolcu olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Polise yönelik bir müdahale varsa bunun da gereği yapılmalı. Forma, kimseye dokunulmazlık sağlamamalı.
Geçen yıl Trabzon’da ortada kavga yokken yüzlerce polis sahaya girdi. Bu yıl ise polise yönelik müdahale görüntüleri tartışılıyor. Peki, bu iki olaydan sonra kamuoyuna hangi açıklama yapıldı, hangi işlem gerçekleştirildi?
Bir yanda saha içindeki olayları raporlamakla görevli hakem ve temsilciler, diğer yanda güvenliği sağlamakla görevli polis var. Polisin yoğun müdahalesi, olayların tespit edilmesini ve raporlanmasını zorlaştırıyorsa bunun da hesabı sorulmalı. Güvenlik gerekçesiyle sahaya girenlerin, yaşanan ihlallerin üzerini örten bir görüntünün parçası hâline gelmesine izin verilmemeli.
Şimdi gözler müsabaka temsilcisinin raporunda. Ne yazacak? Mert Hakan Yandaş’ın polise yönelik hareketi rapora girecek mi? PFDK nasıl bir karar verecek?
Ceza çıkarsa Tahkim Kurulu ne yapacak? Mert Hakan Yandaş’ın bahis cezasında olduğu gibi cezayı yine yarı yarıya indirecek mi?
Bunlar cevap bekleyen sorular.
Futbolda sorun yalnızca sahaya kaç polisin girdiği değil, kuralların kime nasıl uygulandığıdır. Bakalım bu kez forma mı ağır basacak, kurallar mı?
Prof. Dr. Ömer Dalman
28.10.2026
TRABZON’DAN TÜM TÜRKİYE’YE