Rize-Trabzon, Beşiktaş-Başakşehir ve GS-FB Derbisi: Hakem ve Temsilci Atamaları Güven Krizini Derinleştiriyor
Yarın üç maç birden. Rize’de Karadeniz derbisi, Dolmabahçe’de Beşiktaş-Başakşehir, RAMS Park’ta ise Intercontinental Derby. Gözler yine sahanın ortasına, düdüğü çalacak isimlere ve tribünlerde oturan temsilcilere çevrilecek. Çünkü Türk futbolunda maç öncesi en çok konuşulan şey artık futbol değil; atamalar.
Önce Rizespor-Trabzonspor. Hakem Halil Umut Meler. Deneyimli, UEFA Elite kategorisinde. Daha önce bu rekabette birkaç kez düdük çaldı, Trabzonspor lehine sonuçlar daha fazla çıkmış. Bu “Meler Trabzonspor’u kolluyor” iddiasını doğurur mu? Doğurur. Ama gerçek şu: Meler sert oynatan, kart konusunda cömert bir hakem. Rize’nin ev sahibi avantajı ve Trabzonspor’un form grafiği ortada. Maç sert geçerse sarı kartlar yağar. Benim beklentim Trabzonspor’un 2-1’lik galibiyeti. Asıl mesele skor değil, Meler’in maçı “konuşturmadan” yönetip yönetemeyeceği.
Beşiktaş-Başakşehir maçında Ümit Öztürk var. Daha sakin bir isim. Beşiktaş’ın orta saha eksikleri biliniyor. Tüpraş stadyumunda oynuyorlar. Ben Beşiktaş’ı avantajlı görüyorum, 2-0’lık bir skor mümkün. Öztürk’ün genelde abartılı kararlar vermediği biliniyor. Bu maçta büyük bir skandal beklemiyorum. Ama “sessiz” hakem ataması her zaman “adil” demek değildir.
Asıl derbiye gelelim: Galatasaray-Fenerbahçe. Atilla Karaoğlan. Daha önce iki derbi yönetti, birer galibiyet çıktı. İstatistikler temiz görünüyor. Ama derbi psikolojisi istatistik dinlemez. Karaoğlan kart sever. Penaltı ve kırmızı kart potansiyeli yüksek bir maç olacak. İki taraf da “hakem bizi eziyor” diyecek. Klasik.
Bu maçta skor olarak 2-2 bekliyorum. İki takım da hücumda güçlü, savunmada ise derbi stresiyle daha kırılgan. Galatasaray’ın ev sahibi avantajı var ama Fenerbahçe’nin deplasman performansı ve gol üretme kapasitesi yüksek. Beraberlik, hem puan hem de psikolojik olarak iki taraf için de “kaybetmemiş olma” hissi bırakır. Derbilerde çoğu zaman asıl kazanan skor değil, tartışma olur. Bu maç da o yola girebilir.
Ama burada sadece hakem atamasını eleştirmek yetmez. Temsilci atamaları da aynı hastalığın parçası. Maç temsilcisi, sahadaki en yetkili isimlerden biridir. Rapor tutar, olayları yazar, TFF’ye aktarır. Bu yüzden temsilcinin tarafsızlığı, hakemin tarafsızlığı kadar kritiktir. Ne yazık ki temsilci atamaları da çoğu zaman “güven” değil, “denge” ve “ilişki” üzerinden yapılıyor. Bir maça giden temsilcinin geçmişte hangi kulüple nasıl bir ilişkisi olduğu, hangi olayda nasıl rapor tuttuğu sorulmuyor. Sadece “sıra kimde” bakılıyor. Bu, sistemin kendisini yiyen bir zafiyettir.
Hakem, gözlemci ve temsilci atamaları birlikte düşünülmelidir. Biri sahada karar verir, diğeri o kararların ve olayların resmi kaydını tutar. İkisi de aynı güvensizlik ortamında görev yapıyorsa, sonuç belli olur: Tartışma, şüphe, yıpranma. Forma imzalayan hakem tartışması henüz soğumamışken, derbiye yine soru işareti taşıyan isimler çıkarmak ve yanına da “alışılmış” temsilcileri koymak, güven krizini derinleştirmekten başka bir işe yaramaz.
Gerçi son dönemlerde temsilcilerin neyi raporlayıp neyi raporlamadığı belirsiz. Disiplin kurulunun hangi konuları sevk edip hangilerini etmediği de belirsiz. Tıpkı bahis konusunda olduğu gibi, kime ve neye göre ceza verilip verilmediği de belli değil.
Benim skor beklentilerim:
Rizespor 1-2 Trabzonspor
Beşiktaş 2-0 Başakşehir
Galatasaray 2-2 Fenerbahçe
Skorlar geçici. Hakem ve temsilci atamalarının yarattığı güvensizlik kalıcı. Türk futbolu bir gün “hakem konuşulmasın, temsilci konuşulmasın, futbol konuşulsun” noktasına gelecekse, önce atama politikasını düzeltmek zorunda. Yoksa her maç öncesi aynı cümleleri kurmaya devam ederiz.
Prof. Dr. Ömer Dalman
25.10.2026
TRABZON’DAN TÜM TÜRKİYE’YE
G.Saray-F.Bahçe maçında görev yapacak 4 temsilci son iki yılda 40 defa bu takımların maçlarında görev almışlar. Hangi evrensel atama kriterlerine uyar bu durum? Kadronda 150 süper lig temsilcisi varken neden hep aynı temsilciler büyük takım maçlarına çıkıyor? Yetenekli temsilci sayımız az mı? Yoksa diğer temsilciler figüran mı?