Bir
Öğrenci grubunun
Bizden ricasıyla,
Niksar,
Tokat ve
Amasya kentine doğru
Gezi düzenlemiş olduk…
Öğrenci,
Hocaları ve
Velilerini kapsayan bu geziyle,
Öğrenci,
Hocaları ve velileri,
Bir yılın stresini atarken,
Yeni yerleri görmenin
Ve
Buraları keşfetmenin,
Heyecanını yaşamış oldular…
Trabzon’dan
23 Ağustos 2026
Pazar günü yola çıkıp
Aynı akşam
Niksar’da olup,
Niksar Kaymakamı
Sayın Kadir Perçi’nin bize ayarladığı
Yurda yerleştik…
Kaymakam Kadir Perçi’nin
Yardımcısı,
Danişmend Hüseyin Şahin
Bizi karşılayıp,
Yerleşmemize yardımcı oldu…
Sayın Kaymakam’ı
Daha önce
Lâdik’te Kaymakamken
Yapmış olduğu hizmetleri yerinde görmüş,
Müthiş hizmetlerine
Bizzat şahit olmuştum…
Sırasıyla
Giresun’un Dereli
Ve
Yağlıdere ilçelerinde,
Afyonkarahisar Sultandağı,
Diyarbakır Kocaköy,
Samsun Ladik,
Sivas Suşehri,
Şanlıurfa Birecik,
Erzurum Pasinler,
Bartın Amasra
Ve
Son olarak ta
Tokat Niksar Kaymakamı olarak
Atanmış oldu…
Samsun Ladik’te
Büyük zorluk ve
Çabalarla yaptırmış olduğu
“Ambar Han”
Bölgede cazibe merkezi olmuş…
Köylerde
Küflenmeye ve
Çürümeye terk edilmiş
Eskilerden kalan
Trabzon taraflarında “serander”
Samsun bölgesinde ise
“Ambar” denilen bu yapıları
Şehir merkezine taşıtmış,
Kurtarılmalarına vesile olmuştu…
Ambar harici,
Okul,
Değirmen,
Cami gibi tamamen
Tahtadan yapılan yapıları
Buraya taşıtmış,
Bölgenin
En önemli destinasyon bölgesi yapmıştı…
Amasra ve
Niksar’da da takip edip
Bizzat gözlemlediğim
Sayın Kaymakam,
Aynı başarılı çalışmalarını
Buralarda da sürdürmüş oldu…
Ertesi gün
Danişmendli Beyliğine
Başkentlik yapan Niksar’ı gezdirmek için
Danişmend Hüseyin Şahin
Bize rehberlik yaptı…
Niksar Ulu Cami,
Roma Arsenali,
Leylekli Köprü,
Yağıbasan Medresesi,
Niksar Kalesi gibi
Önemli yerleri gezmiş olduk…
Ayvaz Kule Park’ta
Mükemmel lezzette yöresel
Yemekler yiyip,
Manzaranın keyfine vardık…
Kahvaltılarımızı ise
Ayvaz Park Otel’de
Bol çeşitli,
Mükemmel ortamda yaptık…
Niksar Belediye Başkanı
Semih Tepebaşı
Bizi kabul ederek,
Trabzonspor forması ve
Benim kitaplarımdan hediye ettik…
Kendisi ise
Niksar cevizinin olduğu
Muhteşem
Çeyiz sandıklarından
Bize hediye etti…
Niksar Kaymakamı
Ve
Belediye Başkanı uyumlu olarak
Niksar’a hizmet ediyorlar…
Türkiye’nin
Diyarbakır Kalesinden sonra
En büyük 2. Kalesi olan
Niksar Kalesinde
Yapılan kazı çalışmalarıyla,
Adından
Sıkça bahsedilecektir…
Niksar’ı gezdikten sonra
Ertesi gün
Kadim kent Tokat’taydık…
Belediye başkanlığını
Hemşerimiz,
Türkiye’nin en genç valisi olan,
Ölümünden
Yıllar sonra bile
Hafızalarda ve kalplerde
Yaşamaya devam eden
Recep Yazıcıoğlu’nun oğlu olan
Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun
Başkanı olduğu
Ve
Yaptığı hizmetlerle
Babasını aratmayan,
Tokatlılar tarafından çok sevilen,
Sürekli
Vatandaşın içinde dolaşan,
Babasıyla gurur duyan
Ama
Babasıyla
Kıyaslanmak istemeyen
Çok değerli başkan,
Bizleri kabul ederek
Karşılıklı hediyeler sunduk…
Verdiği
Rehberle beraber
Bütün Tokat’ı gezip,
Sayın başkanın
Bizler için hazırlattığı
Akşam yemeğini yiyerek,
Tokat’tan ayrılmış olduk…
Ertesi gün ise hedef
Şehzadeler şehri Amasya idi…
Yolda
Amasya Vali Yardımcısını aramış
Rehber hususunda
Bize
Yardımcı olmasını
Kendisinden rica etmiştim…
Sayın Vali Yardımcım
Amasya
İl Kültür ve
Turizm müdürünü aramış,
Darüşşifa Müzesine geldiğimizde
Bizi karşılayan
İl Kültür ve
Turizm Müdürlüğü personeli,
Burasını
Bizlere anlatamayacağını
Bunun için
Kokartlı rehber tutmamız gerektiğini
Bizlere açıklamış oldu…
Yurtiçi ve
Yurtdışında
Bu kadar yer gördüm,
Böyle olayla ilk defa karşılaştım…
Sayın Vali Yardımcısı
Bize rehberlik etmesini istediği memur,
Kokartlı rehberlerden korkarak,
Bize oraları anlatamıyor…
Trabzon’da
Hal,
Dolmuş oluşumları gibi
Amasya’da da
Turist rehber oluşumları,
Bütün şehri teslim almış görünmekte…
Sayın valiye,
Bizzat giderek bu oluşumu
Şikâyet ettim…
Sayın Validen sonra uğradığım
Amasya belediyesinde,
Belediye Başkan Yardımcısı
Beni kabul etti…
Olayı anlattığım Belediye Başkan Yardımcısı
Bu olayı
Kabullenmek istemedi…
Fakat
Olayın doğru olduğunu duyunca
Benden,
Bu olayı yazmamamı istedi…
Ancak
“Gördüğüm olayı
Yazmaktan çekinmeyeceğimi” söyleyince,
Büyük tepki göstererek
Beni
Makamından kovdu…
Bende ona
Tepki göstererek,
Hemen orayı terk etmiştim…
İyi ki
Amasya’da görev yapan
Fakat
O tarihte tatil için
Amasya dışında olan,
Anadolu
Engelliler Derneği Genel Başkanı
İsmail İlmaz arayıp,
Arkadaşlarıyla beni buluşturdu…
Yoksa
Amasya için
Misafirperver olmayan,
Yabancıları dışlayan
Ve
İnsanlara yukardan bakan
Bir şehir diyebilirdim…
Bir gezimizde
Böyle sona ermiş oldu…
Bu duygularla,
Hoş kalın, hoşça kalın…
29.08.2026
Rahman AYHAN
Gazeteci-Araştırmacı Yazar
Öğrenciler için büyük bir fırsat olmuş
Yine beleşe getirdin geziyi
Kendini gazeteci olarak tanıtıp yalan yanlış bilgilerle Amasya gibi modern bir kenti kötülemeye çalışarak çıkar peşinde koşan birisin. İyiki makamdan kovmuşum.
Amasya için yazdıklarınızdan sadece seni makamdan kovduğum doğru. Gerisi yalan ve yanlış.
BİR ŞEHRİ YARGILAMADAN ÖNCE, MEVZUATA DA BAKMAK GEREKİR
Gazeteci-Araştırmacı Yazar Sayın Rahman Ayhan’ın Niksar, Tokat ve Amasya gezisine ilişkin kaleme aldığı yazıyı okudum.
Niksar ve Tokat hakkında dile getirilen güzel düşünceleri okumaktan memnuniyet duydum. Ancak konu Amasya’ya geldiğinde, yaşanan bazı münferit hadiseler üzerinden şehrimizin ve insanlarımızın misafirperverliğinin sorgulanmasını; daha da önemlisi, görev ve yetkisinin sınırlarını gözeten bir kamu personelinin “kokartlı rehberlerden korkmak” şeklinde nitelendirilmesini doğru ve hakkaniyetli bulmuyorum.
Çünkü burada gözden kaçırılan çok önemli bir husus var:
Mevzuat.
6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nun 7’nci maddesinin birinci fıkrası son derece açıktır:
“Turist rehberliği hizmetleri sadece turist rehberleri tarafından sunulur.”
Aynı maddede kamu kurum ve kuruluşları için de ayrıca düzenleme yapılmış; kamu kurum ve kuruluşlarının resmî faaliyetlerinde turist rehberliği hizmeti verecek kamu görevlisinin ruhsatname sahibi olması şartı açıkça belirtilmiştir.
Üstelik mesele yalnızca Kanun ile de sınırlı değildir.
7 Kasım 2024 tarihli ve 32715 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Turist Rehberliği Meslek Yönetmeliği’nin 6’ncı maddesinde, turist rehberliği hizmetlerinin sadece eylemli turist rehberleri tarafından sunulacağı belirtilmektedir.
Aynı Yönetmeliğin 7’nci maddesi, ruhsatname sahibi olmadan turist rehberliği hizmeti sunulamayacağını açıkça hüküm altına almaktadır.
Yönetmeliğin 13’üncü maddesi ise kamu kurumlarında çalışan personel açısından meseleyi daha da açık hâle getirmektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarının resmî faaliyetlerinde turist rehberliği hizmeti verecek kamu görevlisinin ruhsatname sahibi olması ve görevlendirilmiş bulunması, ayrıca denetimlerde ruhsatname örneği ile görevlendirme belgesini gösterebilmesi gerekmektedir.
Hal böyleyken;
Bir kamu personelinin kendisinden talep edilen rehberlik hizmetini yetkisi bulunmadığı için gerçekleştirmemesini “kokartlı rehberlerden korkmak” şeklinde kamuoyuna aktarmak ne kadar doğrudur?
Bu korkmak değildir.
Bu, mevzuata uymaktır.
Kamu görevlisinden beklenen de zaten kendisinden bir talepte bulunulduğunda “Misafirimiz gelmiş, bir şey olmaz” diyerek mevzuatı görmezden gelmesi değil; görevini kanunların ve yetkisinin çizdiği sınırlar içerisinde yerine getirmesidir.
Elbette 6326 sayılı Kanun’da bazı geziler için istisnalar da bulunmaktadır. Örneğin Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okul ve kurumların öğrencilerine yönelik, öğretmen refakatinde ve ticari amaç gözetilmeksizin gerçekleştirilen geziler Kanun kapsamı dışında bırakılmıştır.
Ancak Sayın Ayhan’ın yazısından söz konusu gezinin bu hukuki istisnanın bütün şartlarını taşıyıp taşımadığını anlamak mümkün değildir.
Dolayısıyla bilmediğimiz bir konuda varsayım yapmak yerine, eldeki somut olay üzerinden konuşmak daha doğrudur.
Yazıda İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü personelinden şehri ve müzeyi anlatması talep edilmiş; personel ise bunun için kokartlı/yetkili turist rehberi gerektiğini ifade etmiştir.
Bunun üzerine söz konusu kamu personelinin “korktuğu” sonucuna varılmıştır.
Ben de tam burada, bir “Gazeteci-Araştırmacı Yazar” tarafından öncelikle şu soruların araştırılmasını beklerdim:
Bu personelin turist rehberliği yapmaya hukuken yetkisi var mıydı?
Ruhsatnamesi var mıydı?
Bu hizmeti vermek üzere görevlendirilmiş miydi?
Turist rehberliği mevzuatı bu konuda ne söylüyordu?
Bunlar araştırılmadan görev ve yetkisinin dışına çıkmayan bir kamu çalışanının “kokartlı rehberlerden korktuğunu” söylemek bana göre son derece haksız bir ithamdır.
Belediyede yaşandığı ifade edilen olayın ise tarafı değilim. Görmediğim ve taraflarını dinlemediğim bir olay hakkında hüküm vermeyi doğru bulmam. Eğer anlatıldığı şekilde bir hadise yaşandıysa elbette eleştirilebilir.
Fakat orada yaşanan bir tartışmanın veya başka bir kurumda yaşanan bir durumun ardından Amasya’nın;
“Misafirperver olmayan, yabancıları dışlayan ve insanlara yukarıdan bakan bir şehir”
olarak nitelendirilebileceğini söylemek çok daha büyük bir haksızlıktır.
Bir kamu personeliyle yaşanan anlaşmazlık, bir yöneticinin davranışı veya herhangi bir münferit hadise bir şehrin karakteri değildir.
Amasya’nın kurumları eleştirilebilir.
Yöneticileri eleştirilebilir.
Hizmetleri eleştirilebilir.
Eksikleri açıkça yazılabilir.
Hatta yanlış gördüğümüz şeyleri dile getirmek hepimizin hakkıdır.
Ancak birkaç kişiyle yaşanan kişisel tecrübeyi bir şehrin insanlarına ve misafirperverliğine mal etmek, eleştirinin ötesinde bir genellemedir.
Sayın Ayhan yazısında;
“Gördüğüm olayı yazmaktan çekinmeyeceğimi söyledim.”
diyor.
Elbette yazın.
Gazeteci gördüğünü yazmalıdır.
Fakat bir araştırmacı gördüğünün nedenini de araştırmalıdır.
Hele ki söz konusu olan görevini yapan bir kamu çalışanıysa, o insanı kamuoyu önünde “korkmakla” itham etmeden önce tabi olduğu mevzuata bakmak gerekir.
Çünkü bazen dışarıdan “yapmak istemedi” gibi görünen şeyin hukuktaki karşılığı,
“yapmaya yetkisi yoktu”
olabilir.
Amasya’nın eksiği varsa söyleyelim.
Yanlışı varsa eleştirelim.
Daha iyisini hep birlikte isteyelim.
Ama birkaç münferit olay üzerinden bir şehri ve insanlarını yargılamayalım.
Eleştiri değerlidir; ancak araştırmayla desteklendiğinde daha da değerlidir.
Sezer Ardıçoğlu
Değerli Sezer Bey, eleştirilerinizi okuyup anladım ve hak verdim… Bizim için görüşleriniz değerli fakat sorunları çözmesi gereken koltuklarda oturanların yukarda yazdıklarını okuyunca Amasya için görüşlerim değişmedi. Ben emekli bir memur ve gazeteciyim. Bu grup kar amacı gütmeyen bir öğrenci grubu taşıyordu. güya emekli bir öğretmenin belediye başkan yardımcılığı koltuğunda oturması ve yukarda yazdığı yazıyı görünce Amasyalılara acımadım dersem yalan konuşmuş olurum… Sizin gibi olumlu eleştirilere her zaman açığım 05336502631 telim konuşmak isterim…
Rahman Bey, öncelikle eleştirilerimi nezaketle karşılayıp cevap verdiğiniz için teşekkür ederim.
Yazdıklarımın amacı yaşadığınız olayları inkâr etmek ya da herhangi bir kişi veya makamı savunmak değildi. Benim asıl itirazım, yaşanan münferit olayların Amasya’nın tamamına ve Amasyalılara mal edilmesiydi.
Grubun kâr amacı taşımayan bir öğrenci grubu olduğunu belirtmişsiniz. Ancak 6326 sayılı Kanun’daki istisna yalnızca kâr amacı taşımamasına değil; gezinin MEB’e bağlı okul veya kurum tarafından, öğrencilere yönelik ve öğretmen refakatinde gerçekleştirilmesi gibi şartlara da bağlıdır.
Elbette yaşadığınız olumsuzlukları ve sorumlu gördüğünüz kişileri eleştirebilirsiniz. Ancak Niksar veya Tokat’ta karşılaştığınız birkaç değerli insan o şehirlerin tamamını temsil etmediği gibi, Amasya’da yaşadığınız birkaç olumsuzluk da bütün Amasyalıları temsil etmez.
Farklı düşünsek de karşılıklı saygıyla konuşabilmek kıymetli. Nazik cevabınız ve görüşme davetiniz için teşekkür ederim.
Selam ve saygılarımla.