Çayın Fiyatı Değil, Alın Terinin Değeri Açıklandı
Karadeniz’de çay yalnızca bir tarım ürünü değildir. Çay; sabahın sisinde sırta vurulan küfedir, yağmur altında eğilen bedendir, yokuşta taşınan ömürdür. Bir evin mutfağıdır, çocuğun harçlığıdır, yaşlı bir annenin ilaç parasıdır. Bu yüzden yaş çay fiyatı açıklandığında insanlar sadece rakama bakmaz; kendilerine verilen değeri de görür.
Bu yıl açıklanan 35 TL’lik yaş çay fiyatı da işte tam böyle karşılandı. Çünkü üretici biliyor: Gübre fiyatı ortada, mazot ortada, işçilik ortada. Bahçeye girmek bile artık cesaret istiyor. Ama Ankara’dan yapılan açıklamalara bakınca sanki Karadenizli üretici değil de büyük bir lütufla karşılaşmış bir kalabalık var sanılıyor.
Oysa gerçek başka.
Gerçek şu ki, bugün çay üreticisi maliyetin altında eziliyor. Yıllardır “destekleme” adı altında verilen rakamlar, sofradaki eksilmeyi gizleyemiyor. İnsanlar artık çayın kendisini değil, emeğinin nasıl değersizleştirildiğini konuşuyor.
Daha acısı ise bunun bir “müjde” gibi sunulmasıdır.
AKP Rize Milletvekili Harun Mertoğlu çıkıp bu fiyatı savunabiliyor. Peki gerçekten bu rakamın arkasındaysa neden bunu Rize Meydanı’nda açıklamıyor? Neden üreticinin gözünün içine bakarak konuşmuyor? Çünkü meydan başka bir şeydir. Meydan, alkışın değil gerçeğin yeridir. Orada insanlar rakam değil, hayat hesabı yapar.
Meclisin klimalı koridorlarında “müjde” gibi duran şey, Karadeniz’in yamaçlarında bir annenin mutfağında eksilen tenceredir belki de. Bir çocuğun ertelenen ayakkabısıdır. Bir emeklinin borç defteridir.
Karadeniz insanı sabırlıdır ama hafızasız değildir. Çayın kokusunu taşıyan eller, kendisine reva görüleni de unutmaz.
Çünkü bazen açıklanan sadece bir fiyat değildir; memleketin emeğe biçtiği değerdir.