NÜKLEER BOMBA ATILIRSA NE YAPACAĞINIZI BİLİN, PANİK YAPMAYIN
Prof. Dr. Ömer DALMAN
Son günlerde herkes aynı şeyi soruyor: “Nükleer savaş mı çıkacak?”
İran-İsrail gerginliği, Amerikan gemileri, füze haberleri… İnsanlar ikiye ayrıldı. Kimisi “Kıyamet geliyor” diye korkuyor. Kimisi “Boş ver, bir şey olmaz” diye aldırış etmiyor.
Gerçek şu: Nükleer bomba Türkiye’ye düşmez büyük ihtimalle. Ama bu, “Hiçbir şey olmaz” demek değil.
Çünkü İran’da patlayacak bir bombanın tozu rüzgârla sınırımıza gelebilir. Enerji fiyatları uçar. Boğazlar kapanır. Milyonlarca insan sınırımıza yığılır.
Yani sorun sadece bomba değil. O bombanın yaratacağı kriz bizi de vurur.
O halde ne yapacağız?
Panik yapmayacağız. Hazırlık yapacağız.
Nükleer patlama anında ilk iş: Saklanmak.
Koşmayın. Hemen sağlam bir binanın bodrumuna veya en iç odasına inin. İlk bir saat çok önemli.
Arabaya atlayıp kaçmaya kalkmayın. Araba korumaz.
Camdan dışarı bakmayın. O beyaz ışığı gördüyseniz, hemen yere kapanın, başınızı koruyun.
Radyasyon görünmez, kokmaz, sessizdir. Sokağı bomboş görünce “Kurtuldum” sanmayın.
En az 12 saat saklanacak bir yer bulun. Beton duvar, toprak mahzen, kapalı garaj…
Bir de evde mutlaka bir afet çantası bulunsun:
· Birkaç şişe su
· Konserve yemek
· El feneri
· Yedek pil
· Radyo
· İlk yardım çantası
· Kalın bant ve çöp poşeti
Bu çanta deprem için de, yangın için de, her felaket için işe yarar. Korkuyla değil, akılla hazırlık.
Türkiye’nin yeri ortada. Dünyanın en gergin bölgesinde yaşıyoruz. Bunu değiştiremeyiz. Ama ne yapacağını bilmeyen bir halk olmak zorunda değiliz.
Hazırlıklı olmak hayat kurtarır.
Ve işte, gözlerimizi Çernobil’den ayırmışız ki kendi toprağımızda sessiz bir Hiroşima kuruyoruz: Ne bir patlama sesi duyuluyor, ne bir mantar bulut yükseliyor; sadece yeni bir maden sahası açıldığında, derelere boşaltılan o zehirli su, radyasyondan beter bir miras bırakıyor. Asıl nükleer bombamız geri dönülmez bir felaket gibi işliyor; yurdumun her köşesinden kirlilik haberleri geliyor.
Aydınlandık hocam…