Demokrasi yalnızca sandığa gidip oy vermekten ibaret değildir. Gerçek demokrasi, vatandaşların düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, ortak sorunlarına birlikte çözüm arayabildiği ve toplum hayatına aktif olarak katılabildiği bir yönetim anlayışıdır. İşte bu noktada dernekler, demokrasinin en önemli yapı taşlarından biri olarak karşımıza çıkar.
Dernekler, aynı amaç ve düşünce etrafında birleşen insanların gönüllü olarak oluşturduğu sivil toplum kuruluşlarıdır. Bir mahallede çevre sorunlarının çözümünden kültürel faaliyetlere, eğitimden sosyal yardımlaşmaya kadar birçok alanda faaliyet gösterirler. İnsanların tek başlarına ulaşamayacakları hedeflere birlikte ulaşmalarını sağlarlar.
Demokratik toplumlarda halkın örgütlenmesi büyük önem taşır. Çünkü örgütlü toplum, sorunlarını daha kolay dile getirir ve çözüm yolları geliştirebilir. Örgütlü olmayan toplumlarda bireyler çoğu zaman yalnız kalır; seslerini duyurmakta zorlanır. Oysa dernekler, vatandaşların ortak sesini oluşturur ve kamu yöneticileri ile toplum arasında önemli bir köprü görevi görür.
Siyaset bilimciler, güçlü sivil toplum yapısına sahip ülkelerde demokrasinin daha sağlam ve kalıcı olduğunu vurgular. Bunun nedeni açıktır: İnsanlar dernekler aracılığıyla birlikte hareket etmeyi, fikir üretmeyi, tartışmayı ve uzlaşmayı öğrenirler. Böylece demokratik kültür yalnızca devlet kurumlarında değil, toplumun her kesiminde kök salar.
Dernekler aynı zamanda dayanışma ruhunun da taşıyıcısıdır. İhtiyaç sahiplerine ulaşmak, kültürel değerleri yaşatmak, gençlerin ve kadınların toplumsal hayata katılımını artırmak gibi birçok alanda önemli görevler üstlenirler. Bir toplumun gerçek gücü, yalnızca ekonomik veya siyasi yapısında değil; birbirine kenetlenmiş insanlarında saklıdır.
Bu nedenle dernekler, sadece birer sivil yapı değil, aynı zamanda toplumsal vicdanın da örgütlü hâlidir. Birlikte düşünen, birlikte üreten ve birlikte hareket eden toplumlar; geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa eder.
Bugün yerelden başlayan her bilinçli örgütlenme, yarının güçlü toplumunu oluşturur. Bir mahallede atılan küçük bir adım, bir şehirde başlayan dayanışma ruhu, zamanla ülke geneline yayılan büyük bir toplumsal dönüşüme dönüşebilir. ABB gibi yapılar da bu yerel bilincin büyüyerek ulusal bir demokratik kültüre katkı sunmasının en önemli örneklerinden biridir.
Unutulmamalıdır ki demokrasi, sadece yönetilen bir sistem değil; aynı zamanda inşa edilen bir kültürdür. Bu kültürün en sağlam harcı ise örgütlü, bilinçli ve dayanışma içinde hareket eden toplumdur. Dernekler bu nedenle yalnızca bugünün değil, yarının da en önemli demokratik güvencesidir.