“Ekonomi büyüyor” deniyor. Peki büyüyen sanayi mi, tarım mı, teknoloji mi? Yoksa sadece fiyat etiketleri mi?”
**”Ekrandaki Türkiye ile Çay Ocağındaki Türkiye”**
Bu sabah güzel bir güneşle uyandım. Ama doğrusu keyfimin sebebi güneş değildi. Sabahın yedisinde gelen sıcak bir günaydın mesajıydı.
Duşumu aldım, güzel bir kahvaltı yaptım. Keyfim yerindeydi. Saat ona doğru, “Hadi bir sabah çayı içeyim” dedim. Yolumu sanayi sitesindeki çay ocağına düşürdüm. Hani şu işçilerin, ustaların günün ilk çayını içip memleketi, hayatı ve geçim derdini konuştukları yerlerden birine.
Çayımı söyledim, bir sigara yaktım. Etrafımda yağ, pas ve demir kokusu vardı. Kimisinin eli tornadan çıkmıştı, kimisinin yüzünde kaynak izleri duruyordu. Sabah sohbeti her zamanki gibiydi, artan kiralar, yetişmeyen maaşlar, pahalılaşan market fişleri…
Tam o sırada köşedeki televizyondan TRT Haber’in sesi yükseldi. Spiker ve ekonomi uzmanı büyük bir heyecanla Türkiye ekonomisinin ne kadar başarılı olduğunu anlatıyordu. Meğer memleket uçuyormuş da bizim haberimiz yokmuş.
Ekonomi yüzde 2,5 büyümüş.
Üstelik mesele sadece büyümek de değilmiş. OECD’den, G7’den, Avrupa Birliği’nden daha iyi durumdaymışız. Dünya krizdeymiş ama biz pozitif ayrışıyormuşuz.
Çay ocağında kısa bir sessizlik oldu. Karşımda duran ustayla göz göze geldik. Sonra aynı soruyu sorduk sanki:
“Bizden mi bahsediyor?”
Çünkü az önce maaşının yarısını kiraya verdiğini anlatan adam da oradaydı.
Geçen yıl aldığı malzemeyi bu yıl iki katına alamayan esnaf da.
Çocuğunu üniversitede okutmakta zorlanan işçi de.
Emekli maaşıyla ay sonunu getiremeyen amca da.
Ekranda büyüyen ekonomiyle masadaki hesap bir türlü birbirini tutmuyordu.
O yüzden insan merak ediyor: Büyüyen sanayi mi?
Tarımsal üretim mi? Yüksek teknoloji yatırımları mı?
Yoksa enflasyonun şişirdiği rakamlar, kredi kartları ve her gün değişen fiyat etiketleri mi?
Çünkü vatandaşın cebindeki para küçülürken, market fişi büyüyorsa; buna herkes aynı adı vermiyor.
Televizyon “büyüme” diyor. Sanayi çay ocağındaki usta ise sadece çayından bir yudum alıp gülümsüyor.
Ben mi ? Şöyle bir ceplerimi ve cüzdanımı yokladım. O büyümenin cebimde küçülmeye sebep olduğunu bir kez daha acı bir şekilde gördüm.
Ama keyfim yerindeydi. Bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğumuz bir tatlı “günaydın” ve “güler yüz”. Bunlardan vaz geçmez birbirimizle kenetlenirsek kurtuluş ellerimizde.