Bir takımın kurumsal bütünlüğünü sağlayan parametrelerden en önemlisi; takımın sahip olduğu prensipler ile futbolun değişime ve gelişime açık prensiplerinin uyuşması.
Büyük takımlarda genelde takımların tarihsel derinliklerinden gelen prensipler üzerine yeni gelişmeleri monte ederek süreci devam ettirirler. Kulüp politikaları da bunun üzerinden şekillenir ve bu temel değerler üzerine çalışacakları antrenörü ve futbolcuyu bulurlar.
Trabzonspor 1974 yılında ortaya koyduğu tavır ile Türkiye’de oynanan futbola farklı bir anlayış getirerek ciddi bir irade ortaya koymuştu.
Özellikle kendi içinden yetiştirdiği oyuncular üzerinden takımı kurgulanması, başarının da en temel, saygın ve önemli değeri oldu. Tabii ki en önemli süreç, bu değerden taviz vermeden yeni gelişmelere adapte olacak şekilde bir politika izleyerek boşa düşmemeyi sağlamaları gerekliliğiydi.
Bu konuda özellikle Mehmet Ali Yılmaz dönemiyle, politika farklılığına giderek var olan temel prensipleri terk etmesi, Trabzonspor için başarısızlığın ana nedeni olmuştu. Kulüp adeta boşluğa düşmüştü…
Hem mali açıdan hem de sportif açıdan kendi kültür kodları üzerinden gelişmesini sağlaması gerekirken, şehrin en büyük zenginliği olan futbolcu potansiyelini reddederek ve coğrafi avantajı reddederek İstanbul politikaları üzerinden ki İstanbul takımları bile bu politikalar neticesinde büyük kayıplar yaşamakta-kendilerine yol haritası çizmeleri kulübü büyük bir buhrana sokmuştu. Aslında bu bir kültür çatışmasıydı. TRABZONSPOR ŞU AN TAMDA BU KÜLTÜR ÇATIŞMASINI YAŞIYOR !..
TRABZON’DAN TÜM TÜRKİYE’YE