61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

TÜRKLÜK NEDEN UTANÇ OLDU? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

TÜRKLÜK NEDEN UTANÇ OLDU?

TÜRKLÜK NEDEN UTANÇ OLDU?
Son Güncelleme :

16 Mart 2026 - 18:30

33 Görüntüleme

Bu makale İstiklal Marşı’mızın Arapça okunmasından duyduğum rahatsızlığı siz değerli okurlarımızla paylaşmak adına kaleme alınmıştır. Özellikle yazıyorum, İstiklal Marşı’mız ve Arapça… Müthiş bir tezat ve hata… Asla kabul edilemez… İstiklal Marşı’mızda o ruhu Türkçemizden başka hiçbir dil veremez. Karaman’da bir imam hatip ortaokulunda düzenlenen programda İstiklal Marşı’nın Arapça okunması, sadece bir etkinlik skandalı değil, toplumsal hafızamızda derin bir yarayı deşen sembolik bir hadisedir.
Mehmet Akif Ersoy’un, Türk milletinin ölüm kalım mücadelesinin ruhunu, kimliğini ve kararlılığını ilmek ilmek işlediği bu muhteşem eser, başka bir dilde, hele ki tarihsel ve kültürel bağlamı göz önüne alındığında, okunabilir mi? Asıl soru şu: Biz ne zamandan beri kendi değerlerimize, kendi dilimize, kendi kimliğimize ve kendi benliğimize bu denli yabancılaşarak, onlardan adeta utanır hale geldik?
İstiklal Marşı, sadece on kıtadan oluşan bir metin değildir. O, Sakarya’nın, Dumlupınar’ın, Çanakkale’nin ruhudur. “Korkma!” diye başlayan o ilk mısra, esaret altında ezilmeyeceğimize dair yeminimizdir. Bu milletin adı Türk, dili de Türkçedir. Bu marş, Türkçenin en veciz, en gür sesiyle yazılmıştır. Onu Arapça, İngilizce veya herhangi başka bir dilde okumak, sadece bir çeviri faaliyeti değil, onun taşıdığı ruhu, o ruhun doğduğu toprakların dilinden koparma girişimidir. Bu durum, bir ikiyüzlülüğün ta kendisidir. Bu ikiyüzlülük şimdi millî marşımızı yabancı bir dille okutabiliyorsa, burada ciddi bir zihniyet çelişkisi ve kimlik erozyonu var demektir.
Bu olayın “Türkçenin başkenti” olarak anılan Karaman’da yaşanması, trajediyi daha da derinleştiriyor. Evet, Karaman “Türkçenin başkenti” olarak kabul edilir. 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmî dil ilan eden tarihî fermanını yayımladığı yer olması nedeniyle bu unvanı taşımaktadır. Bu olay, Anadolu’da Türkçenin devlet dili olarak kabul edildiği ilk önemli adım olarak kabul edilir.
Karamanoğlu Mehmet Bey’in “Bugünden sonra dergâhta, divanda, mecliste ve sarayda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır” fermanını verdiği topraklarda, İstiklal Marşı’nın Arapça okunması, tarihe ve atalara saygısızlığın ötesinde, bir hafıza kaybıdır. O ferman, sadece bir dil emri değil, bir varoluş, bir bağımsızlık beyanıydı. Bugün ise aynı topraklarda, bağımsızlığımızın ruhunu simgeleyen marş, başka bir dilde yankılanıyorsa, burada sorgulanması gereken, eğitimdeki bir etkinlik hatasından çok daha fazlasıdır.
Peki, bizi bu noktaya getiren süreç nedir? Yıllardır sistematik bir şekilde Türk millî kimliği, tarih şuuru ve dil bilinci aşındırılmaya çalışılıyor. Yerli ve millî olan her değer, “dar milliyetçilik” veya “modası geçmiş” gibi kavramlarla itibarsızlaştırılırken, evrenselcilik veya dinî aidiyet kisvesi altında, bizi biz yapan öz değerlerimizden uzaklaştırılıyoruz. Eğitim sistemimiz, çocuklarımıza önce kendi dilimizin, tarihimizin ve marşımızın taşıdığı değeri öğretmek yerine, onları aidiyet krizine sürükleyecek uygulamalara sahne oluyor.
Bir imam hatip okulunda Arapça öğretilmesi elbette normaldir; ancak İstiklal Marşı gibi Türk milletinin ortak paydası olan, dinî değil millî bir simge, asla bir yabancı dil etkinliğinin malzemesi olamaz. Bu, ne dinî ne de pedagojik bir gerekliliktir; tam aksine, millî bilinci bulandıran bir tasarımdır.
Bazı siyasetçilerin bu olaya gösterdiği tepki, konunun partiler üstü bir millî dava olduğunu gösteriyor. Ancak asıl mesele, siyasi tepkileri aşan toplumsal bir uyanışa duyulan ihtiyaçtır. Türklüğünden utanma, kendi değerlerini küçümseme, geçmişiyle bağlarını koparma hastalığı toplumun geniş kesimlerine sirayet etmiş durumda. Oysa Mehmet Akif, “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” derken sadece düşmana değil, bu ruhsuzluğa, bu teslimiyetçi zihniyete de meydan okuyordu.
Karaman’daki bu hazin tablo hepimize bir ayna tutmaktadır. Biz ne zamandan beri Türkçenin gür sesinden, bayrağımızın renginden, marşımızın her bir mısrasında saklı olan şanlı tarihimizden utanır olduk? İstiklal Marşı, Türk milletinin aynasıdır. O aynaya baktığımızda kendi yüzümüzü, kendi dilimizi, kendi ruhumuzu görmeliyiz. Başka bir dilin yansımasını görmek; o aynanın kırılması, kimliğimizin parçalanması demektir.
Bu skandal, sadece bir okulun hatası değil, hepimizin üzerine düşünmesi gereken bir millî alarmdır. Skandalın özellikle Karamanoğlu Mehmet Beyin Türkçeyi fermanla resmi dil olarak ilan ettiği “Türkçenin Başkenti” Karamanda vuku bulması düşündürücü ve manidardır. “Korkma!” diye haykıran o ses, bugün bize kendi öz benliğimizden korkmamamız, onu asla yabancı kılıflara sokmamamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Türklüğümüzden asla utanmadık, bundan sonra da utanmayacağız. İstiklal Marşımız ebediyen Türkçe haykırılacak ve Türkçe okunacaktır. Çünkü o, bizim varoluş nedenimizin ta kendisidir. Vesselam.

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK

EN ÇOK KAZANANLAR

EN ÇOK KAYBEDENLER

EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments

DÖVİZ KURU

BIST100
DOLAR
EURO
BITCOIN
ÇEYREK ALTIN
GRAM ALTIN
0
Would love your thoughts, please comment.x