O,
İlk atandığında,
Araştırmacı
Gazeteci Yazar olarak
“Kim” olduğunu merak etmiş,
Fakat
Ne kadar araştırırsam da,
Çok fazla bir detaya
Ne yazık ki ulaşamamıştım…
Sanki
Geçmişi çok muamma
Ve
Ulaşılması zor biriydi…
Babası Kürt kökenli,
Annesinin ise
Türk kökenli olduğu söyleniyor
Ancak gerçek öyle mi?
Astsubay olarak
Almanya’da bulunan,
NATO
Süratli Reaksiyon Kolordusu
İstihbarat ve
Harekât Başkanlığı’nda
Türkiye’yi temsilen görev yapmış,
Burada
Okumuş olduğu söylenen
Üniversiteden,
Nasıl mezun olduğu
Şaibeli bir şekil almıştı…
Ondan sonra
Yurdumuza geri dönmüş,
Astsubaylık
Mecburi hizmetini tamamlayınca
İstifa etmiş,
Çeşitli
Kurumlarda,
Bürokrat olarak görev almıştı…
Türkiye’nin
En genç
MİT Müsteşarı olmuş,
O dönemde çok tartışılmıştı…
Kimden bahsettiğimi
Anlamışsınızdır umarım?
Dışişleri Bakanı
Hakan Fidan’dan bahsediyorum…
Merdivenleri
Üçer, beşer atlayan
Sayın Hakan Fidan’a
MİT Müsteşarı olarak ilk atandığında
Kim kefil oldu?
O dönem Başbakan olan
Sayın Cumhurbaşkanına,
Onu kim teklif etti?
Arkasında kim
Veya
Kimler vardı?
Çok önemli bir görev olan
MİT Müsteşarlığı için
Araya giren kimdi?
Uzun süre yapmış olduğu
MİT Müsteşarlığında
O kadar geçtiği halde tamamıyla
Geçmişi araştırılamadı…
Nerden,
Ne zaman geldiler?
Soyu
Kimlere dayanmakta?
Onun zamanında
MİT tırları durdurulmuştu…
Onun zamanında
Kozmik odaya girilmiş,
Binlerce
Bu ülke için
İstihbarat görevi yapan kişiler
Deşifre edilip,
İşkencelerle öldürülmüştü…
Etrafı
Ateş çemberi olan Türkiye’nin
İstihbarat ağları çökünce,
Eli, kolu bağlanmıştı…
Onun zamanında
FETÖ Kalkışması oluyor,
250 vatandaşımız
Darbecilerin kurşunlarıyla
Şehit oluyordu…
Sayın Cumhurbaşkanı darbeyi
Ondan değil,
Kendi eniştesinden öğreniveriyordu…
Eski Türk filmlerinde
Olay bittikten sonra
Olay yerine gelen polis gibi,
Olayları
Olmadan önce
Üst makamlara bildirmesi gereken
MİT,
Olaylar bittikten sonra
Piyasaya çıkıveriyordu…
Normalde
Bu kadar başarısız biri
Görevden alınırdı…
Fakat
O,
Dışişleri Bakanı olarak
Adeta mükâfatlandırılmıştı…
Bırakın mükâfatı
Sayın Cumhurbaşkanın yerine
En kuvvetli aday olarak
Onun adı geçiyordu…
Fakat
Sayın Cumhurbaşkanı,
Yerine aday gösterilen
Süleyman Soylu,
Numan Kurtulmuş gibileri
Ya görevden alarak
Veya
Başka makama atayarak
Bertaraf ediyor,
Ancak
Ona kimse dokunamıyordu…
Peki
Dışişleri Bakanı olarak başarılı mı?
Sayın Cumhurbaşkanının
ABD seyahati sonrası
Pembe bir tablo çizilirken,
Yerli ve
Milli denilen uçaklarımızın,
ABD motorlarını vermezse
Hurda yığını olduğunu
Kamuoyuna deklare ediyordu…
Bunu ben
Veya
Muhalif biri demiş olsa
Vatana ihanet suçlaması ile
Açıkça yargılanırdık…
Ve
Son olarak
Bir sapık ve
Bir katil tarafından,
Yeraltı ve
Yerüstü kaynaklarına çökmek için
Bundan sonra
Sıranın Türkiye’ye gelmesi
Çok olası olan
Hukuksuz,
Mesnetsiz olarak yapılan saldırıda,
İran’ın yanında değil de,
ABD ve
İsrail tarafından
Bir ülkenin bağımsızlığına saldırıyı
Destekleyen açıklamaları,
Çok manidardır…
İran’ın
Üçüncü ülkelerdeki
ABD üslerine saldırısını kınayan
Türkiye,
Oradan atılıp İran’da ki
170 tane kız çocuğunu
Param parça eden füzeleri,
Kesinlikle kınayamamıştır…
Peki
İran’ın ülkesini korumak için
Yapmış olduğu bu savunma
Hukuksuz ise
Türkiye’nin yıllardır yaptığı
Terörle mücadele için
Kuzey Irak
Ve
Suriye’de ki operasyonlarda
Haklı gerekçemizi
Sıfırlayıp bitirmez mi?
Rusya Dışişleri Bakanı
Lavrov’ a,
Niçin İran’ı kınamadığı sorulunca,
“170 kız çocuğunu öldüren
ABD ve
İsrail’i siz kınadınız mı?” diye,
Cevap vermesi,
Gerçekçi bir yaklaşım değil mi?
Kısaca şunu diyebilirim,
Bir el tarafından
Türkiye,
Savaşa sokulmak isteniyor…
İnşallah
Bu çılgınlık yapılmaz
Ve
Ateşe doğru itilmeyiz…
Şu anda
Mazlum olan İran ve
İran Halkının yanında olmalıyız…
Çünkü
İran’dan sonra
Kesinlikle sıra bizde…
Bu duygularla,
Hoş kalın, hoşça kalın…
22.03.2026
Rahman AYHAN
Gazeteci-Araştırmacı Yazar
Türkler tarih sahnesine çıktıktan sonra, emperyalislerin Türk’ü ve Türkiye’yi yeme planları hep vardı, sonsuza kadar da var olacaktır. İçeriden buldukları cahil ve hainler sayesinde bu planlar dönem dönem hızlanırlar. Tarihsel birikim, ufuk ve vizyon sahibi yöneticilerin ülkeyi yönettiği dönemlerde ise bu planların uygulama bulamadığını görürüz, ancak emperyalisler bu plan ve hayallerinden asla vazgeçmler.