Bir ilçe ya da İl düşünün… Sokakları kalabalık, kahvehaneleri dolu, insanların söyleyecek sözü ve anlatacak derdi çok. Bir de o ilçenin ya da İlin başkanı var; ancak bildiğimiz o “halkla omuz omuza” yürüyen profillerden değil, daha çok halkın yanından sadece fiziksel olarak geçen bir figür. Geliyor, etrafına bakınıyor, içeceğini alıyor ve büyük bir ustalıkla kalabalığın tam ortasında “yalnızlığı” seçiyor.
Etrafında onlarca insan olmasına rağmen sanki görünmez bir cam fanusun içinde oturuyor. Ne bir içten selam, ne bir hal hatır sorma, ne de dert dinleme… Vatandaş, onun gözünde sanki bir insan değil de sadece fonda kalan bir dekor gibi duruyor. Yanında ise hiç değişmeyen o küçük ekip: hep aynı yüzler, hep aynı dar çember. İşte bu “izolasyon”, bir siyasi partinin yereldeki çözülüşünün ilk ve en büyük belirtisidir.
Vatandaşın zihnindeki başkan profili aslında çok net: “Bir başkan geldi mi, etrafındaki sandalyeler boş kalmamalı”. Çünkü o sandalyeler oturanlar için dert anlatmak, çözüm aramak ve umut inşa etmek için oradadır. Ancak başkanın o sandalyeleri bilinçli olarak boş bırakması, sadece kişisel bir tercihle sınırlı kalmaz halkın sempatisini kaybetmenin en kısa yolu haline gelir.
Siyaset, mesafeleri artırma sanatı olmamalı, aksine o mesafeleri kaldırma işi olmalıdır. İnsanlara yaklaşmadan, gözlerinin içine bakmadan hangi güven inşa edilebilir? Vatandaşın beklentisi sadece samimiyet ve ulaşılabilir olmaktır. Bazıları için “orada olmak” sadece fiziksel bir varlıktan ibaret olsa da, gerçek liderlik o kalabalığın içinde kaybolmayı göze alabilmektir.
Halkın sempatisini bu derece kaybetmiş, vatandaşla arasına “yalnızlık duvarı” örmüş bir başkan, aslında mensup olduğu partiyi adım adım büyük bir mağlubiyete hazırlar. Siyasetin temel yakıtı insandır; o insanı dışlayan, halkın içinde “yalnız” kalmayı konfor sayan bir anlayışın faturası seçim günü sandıkta kesilir.
Halkla bağı kopmuş bir başkanın yaratacağı olumsuz algı, ait olduğu partinin çıkaracağı aday kim olursa olsun, o adayın sırtındaki en büyük yük haline gelir. Vatandaş, başkanın kendisine koyduğu mesafeyi unutmaz ve o boş bırakılan sandalyelerin hesabını, seçim günü kendi sandığından uzaklaşarak sorar. Unutulmamalıdır ki: Bir gün o boş bırakılan sandalyeler, aslında halkla olan mesafenin en acı tanığı haline gelir. Anlayana sivrisinek saz…!