61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

CHP Kimsenin Kişisel Mülkü Değildir « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Değerli yazarımızın köşe yazısını okumak için tıklayınız. Takipte kalın!

Abdülvahap ULUDÜZ

CHP Kimsenin Kişisel Mülkü Değildir

CHP Kimsenin Kişisel Mülkü Değildir
Son Güncelleme :

18 Haziran 2026 - 15:45

69 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

 

Cumhuriyet Halk Partisi, bir kişinin kariyer planlarının değil, Cumhuriyet’in temel değerlerinin taşıyıcısıdır. Bu parti, makamların değil ilkelerin partisidir. Bu nedenle CHP üzerinde söz söyleyen herkesin, öncelikle parti tüzüğüne, hukuka ve demokratik teamüllere saygı göstermesi gerekir.

Son yıllarda CHP içinde yaşanan tartışmaların merkezinde yalnızca siyasi rekabet değil, parti içi demokrasinin nasıl işleyeceği sorusu bulunmaktadır. Bu noktada Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi geçmişi ve tercihleri de doğal olarak değerlendirilmektedir.

Hiç kuşkusuz Kılıçdaroğlu’nun partiye verdiği emek inkâr edilemez. Ancak demokratik siyasette hiçbir geçmiş hizmet, eleştiriden muafiyet sağlamaz. Tam tersine, uzun yıllar partiyi yönetmiş isimlerin daha büyük bir siyasi ve ahlaki sorumluluğu vardır.

CHP’nin yıllarca iktidar olamamasının nedenleri tartışılırken, seçim stratejilerinden aday belirleme süreçlerine kadar birçok kararın ağır sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Özellikle kamuoyunda geniş tartışmalara neden olan bazı tercihler, parti tabanında ciddi hayal kırıklıkları yaratmıştır. Demokratik siyasette başarı kadar başarısızlığın da sorumluluğunu üstlenmek gerekir.

Daha da önemlisi, parti içi süreçlerin yargı koridorlarına taşınması ve CHP’nin mahkeme kararları üzerinden tartışılır hale gelmesi, Cumhuriyet’in kurucu partisinin itibarına zarar vermektedir. Hukuk devletinde mahkemeler elbette karar verir; ancak siyasi meşruiyetin temel kaynağı mahkeme salonları değil, üyelerin ve delegelerin iradesidir.

Eğer bir partide delegelerin ortaya koyduğu irade yerine hukuki boşluklardan medet umuluyorsa, burada ciddi bir demokrasi sorunu ortaya çıkar. Hukuk, demokratik iradeyi korumak için vardır; demokratik iradenin yerine geçmek için değil.

CHP’nin kuruluş felsefesi, halk egemenliğine dayanır. Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, yalnızca devlet yönetimi için değil, demokratik siyasi hayat için de yol göstericidir. Bu anlayışın doğal sonucu, parti üyelerinin ve delegelerinin iradesine saygı göstermektir.

Bugün CHP’nin önündeki en büyük tehlike rakip partiler değil, kendi içinde yaşadığı güven ve demokrasi krizidir. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında iktidar alternatifi olmak isteyen bir partinin, önce kendi içinde hukuka, tüzüğe ve demokratik kurallara eksiksiz bağlı olduğunu göstermesi gerekir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun da bu noktada tarihsel bir sorumluluğu bulunmaktadır. Siyasi mücadelelerin merkezinde kişiler değil, kurumlar yer almalıdır. CHP’nin geleceği, geçmişin hesaplaşmalarına değil, halkın değişim taleplerine kulak verilmesine bağlıdır.

Çünkü CHP, hiç kimsenin kişisel mülkü değildir. Ne genel başkanların, ne yöneticilerin, ne de belirli grupların… CHP, Cumhuriyet’e inanan milyonların ortak emanetidir.

Bu emanete sahip çıkmanın yolu ise mahkeme koridorlarından değil; hukuka, tüzüğe ve demokratik iradeye bağlılıktan geçmektedir.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x