61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

BAŞARMAK ZORUNDASINIZ! « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

BAŞARMAK ZORUNDASINIZ!

BAŞARMAK ZORUNDASINIZ!
Son Güncelleme :

16 Haziran 2026 - 13:18

74 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

A Milli Futbol Takımımızın 2026 Dünya Kupası’nda Avustralya karşısında aldığı yenilgi, hepimizin hassas duygularını derinden etkiledi. Bu bir spor olayıdır ancak ülkem insanı için taşıdığı anlam çok büyüktür. Bu duygusal yoğunlukla maça dair önemli notlarımı paylaşmak istiyorum, belki sizlerin de duygularına tercüman olurum. Avustralya, maça ilk 5–10 dakikada etkili hücum baskısı yaparak savunmamızı korkuttu. Bu korku psikolojisiyle savunmamız sürekli yan pas yaparak oyun kurmaya çalıştı ve hızlı çıkışlarımız engellendi. Abdülkerim’in direkten dönen topu dışında bulduğumuz pozisyonlar cılız ve etkisizdi.
Kaleci Uğurcan görevini hakkıyla yerine getirdi ancak önündeki stoperler Abdülkerim ve Merih, kademe anlayışı zayıf ve fiziksel olarak ağırdı. Savunmamızın arkasına atılan toplarda rakiplerinin gerisinde kaldılar ve Avustralya’nın hızlı futbolcuları karşısında zorlandılar.
Sağ ve sol beklerimiz verimsizdi. Orkun ve İsmail oyun kurmada vasat kaldılar ve pas hatasını çok yapan futbolcularımızdan oldular… İsmail tüm maçın genelinde daha dirençli göründü. Orta sahamızda Kaptan Hakan baskı altında olmasına rağmen takımı adına gerekli varyasyonları yapıp görevini yaptı.
Arda, çok kapalı olan Avustralya savunmasındaki kilidi açmak için çok çalıştı. Görevini yaptı diyebilirim. Barış Alper ve Kerem, ilk yarının en verimsiz futbolcularıydılar. Barış sol açık oynamasına rağmen havadan 1-2 top hariç hiç top kesemedi ve orta yapamadı. Kerem, ayağına gelen fırsatlarda ya çok zayıf, cılız vuruşlar yaptı ya da fırsatları öldürdü. Baskının rakibe amaçsız koşular yapmak olmadığını Kerem sayesinde öğrendik.
Montella’nın Kerem ve Barış’a ilk devre hiçbir şey yapmamalarına rağmen bu kadar süre katlanmasına anlam veremedim. Hadi Barış ilk yarı sonunda oyundan alındı. Peki, Kerem neden o formsuzluğuna rağmen 84. dakikaya kadar oyunda kaldı… Bunlar ilk 45 dakikanın notları…
İkinci yarıda Avustralya takımının ileri uçtaki çok hızlı futbolcularına çözüm neden bulunamadı… Şu bir gerçek; Bu maç özelinde söylüyorum. Sağ ve sol stoper savunmacılarımız bu maçtaki görünüşleriyle ancak süper Lig’de oynayabilirler. Çünkü Milli Takım seviyesindeki bir takımın stoperleri bu kadar ağır ve yavaş olmamalı…
Milli Takımımız ilk golü 27. dakikada yedi. Bence bu golü yedikten sonra yeni bir oyuncu değişikliği yapılmalıydı. Açık söyleyeyim; Kenan, ilk golden hemen sonra Milli Takımımızın zaten sol açığının sönük olan tarafına yani Barış’ın yerine oyuna alınmalıydı. 45. dakikada oyuna Kenan’ın girmesi sol tarafımıza hız ve etkinlik kazandırsa da çok kilitli Avustralya savunmasını açmak zordu. Duran topları da etkili kullanamayan Milli Takımımızın zamanın ilerlemesiyle birlikte bireysel ve takım motivasyonu etkilendi.
Bu maçta topla oynama zamanı konusunda üstünlük Milli Takımımızındı… Pas yüzdesi üstünlüğü de bizdeydi. Bu durum şunu ortaya çıkarıyor; bir maçın hâkimi olmak (pas yüzdesi, topla oynama zamanı gibi) o maçı almak için gerekli olan tek unsur değildir. Maçları eline fırsatı geçirip onu en iyi şekilde değerlendiren takım kazanıyor. Maç kazanmak için golcülerin çok iyi ve etkili olmalı… Yoksa topu dakikalarca sağa, sola evirip çevirmek maç kazanmak için yeterli değildir. Bu maç bize bunu çok iyi kanıtladı.
Dakikalar ilerledikçe maçın sonuna doğru yapılan oyuncu değişiklikleri (Salih 80, Mert 80, Deniz 84) pek etkili olamadı. Fakat 45’te (Kenan) ve 61’de (Yunus) değişiklikleri daha etkiliydi. Özellikle 75. dakikadaki ikinci golden sonra yapılan değişiklikler motivasyon olarak bize değil, Avustralya’ya yaradı. Çünkü oyuna giren futbolcularımızın skora katkı yapabilmesini sağlayacak ne gerekli zaman ne de motivasyonları vardı…
Milli Takımımız savunması yediğimiz ikinci golde (75) geçiş oyununda karşı atakta 5’e 5 yakalandı ve bu golü ceza sahası dışından yedi. Bu, savunmamızın ve orta sahamızın yerleşme ve kademe alma problemini ortaya koymaktadır.
71. dakikada Hakan’ın pasında Zeki’nin sağ tarafta yakaladığı pozisyonda bu futbolcumuzu hiç eleştirmeyelim. Maçı analiz ettiğimde Zeki sağ çaprazdan kaleye yaklaşırken 9 Avustralya futbolcusu ceza sahalarının içindeydi. Ve bunların beşi altı pasta çizgi halinde kaleciye en yakın olanlardı… Zeki’nin gol pozisyonunda pas verebileceği tek bir Milli Takım futbolcumuz yoktu. Zeki zorunlu olarak topu kaleye vurdu ve sonuç alamadık. Yunus Akgün yerine oyuna girdiği Orkun Kökçü’den daha aktifti.
Şunu çok iyi bilelim ve beynimize yerleştirelim; Futbol fiziksel özelliklerimizde değişiklikler yaparak oynanmıyor. Her sporda olduğu gibi futbol bir beyin, düşünce üretme ve bunları uygulama alanıdır. “Şimdi bunları yazmanın sırası mı be hocam” demeyin bana… Tam da şimdi sırası… Bu ülkenin size verdiği önemi ve değeri bir maçta yok etmek lüksüne sahip değilsiniz. Böyle bir lüksünüz yok sizin… Ne edip edip, kendinizi yırtıp başarılı olmak zorundasınız. Bu sizin için bir zorunluluktur. Bu ülkenin saygınlığını, sizin için nelere katlanıldığını bilmelisiniz. Her Türk vatandaşının üzerinizde hakkı vardır. Ben bunu böyle bilirim ve böyle yazarım…
Her kim olursa olsun, teknik direktöründen futbolcusuna kadar hiçbiriniz bizi utandıramazsınız. Birileri buna “spor bu, olabilir” diyebilir. Peki, bu durum Avustralyalılar için aynı değil midir? Montella’nın maç başlamadan önce söylediği sözleri aynen tekrar ediyorum; “Koca bir ülkeyi temsil ettiğimizin farkındayız, elimizden gelenin en iyisini yapmaya ve taraftarlarımızı mutlu etmeye devam etmek istiyoruz.” Evet, sizler bunu yapmalıydınız, yapmak zorundasınız. Spor olayını tarihsel yaşanmışlıklarla benzetmeler yaparak tanımlayanlardan asla olmayacağım. Fakat bu ülkemin insanının mutlu olması için elinizden ne gelecekse bugün, yarın ve yarından sonra da yapmak zorundasınız. Vesselam.

Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK

YORUM YAP

4 4 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x