Mersin’de düzenlenen sözde “özgürlük mitingi” geride cevabı bekleyen çok önemli bir soru bıraktı: Bu ülkenin bayrağından rahatsız olanlar, hangi özgürlüğü savunuyor?
Özgürlüğün simgesi, önce bağımsız vatandır. Bağımsız vatanın simgesi ise ay yıldızlı Türk bayrağıdır. O bayrak yoksa, “özgürlük” söylemi eksiktir; hatta samimiyeti sorgulanmaya açıktır.
Bu millet, emperyalizmin ordularını denize dökerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Bu devlet, etnik ayrışmaların değil, ortak vatandaşlığın eseridir. Mustafa Kemal Atatürk, ulus devleti kurarken kabile düzenini değil, ortak vatan ve ortak millet anlayışını esas aldı.
Bugün “özgürlük” adı altında milli birlik duygusunu zedeleyen, ortak sembolleri geri plana iten her anlayış, en azından eleştirilmeyi hak eder. Çünkü bayrak yalnızca bir kumaş parçası değildir; şehitlerin kanı, gazilerin fedakârlığı ve milletin bağımsızlık iradesidir.
Tarih bize acı bir gerçeği defalarca göstermiştir: Emperyalizm önce toplumları birbirine düşürür, sonra onları yönetmeye çalışır. Etnik ayrılıkları körüklemek, ortak milli kimliği zayıflatmak ve ulus devleti tartışmalı hâle getirmek, büyük güçlerin geçmişte farklı coğrafyalarda kullandığı yöntemler arasında yer almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti bir pazarlık devleti değildir. Bu devletin dili, bayrağı, egemenliği ve üniter yapısı siyasi hesaplara kurban edilemez. Kim olursa olsun, hangi parti olursa olsun, milli birlik konusunda herkes aynı sorumluluğu taşımak zorundadır.
Ay yıldızlı bayraktan uzak duranların, bu millete önce bunun nedenini açıklaması gerekir. Çünkü bu bayrak; bir partinin değil, 86 milyon vatandaşın ortak namusudur.
Ulus devleti hedef alan her siyasi anlayış, karşısında sadece devleti değil, bu milletin ortak vicdanını bulacaktır. Türkiye Cumhuriyeti dün emperyalizme boyun eğmedi, bugün de eğmeyecektir. Bu topraklarda en büyük özgürlük, ay yıldızlı bayrağın sonsuza kadar hür ve bağımsız dalgalanmasıdır.