61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

İstanbul’dan Gümüşhane’ye… « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

İstanbul’dan Gümüşhane’ye…

İstanbul’dan Gümüşhane’ye…
Son Güncelleme :

28 Haziran 2026 - 7:05

2.045 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Geçen makalemde
Birkaç doktordan bahsetmiştim…
Büyük özveri gerektiren
Doktorluk mesleğiyle
Devam edelim istedim…

O bir,
Gencecik doktor…
İdealist
Ve
Hayalleri olan
Bir doktor adayıydı…
Devletine, milletine,
Bayrağına,
Vatanına hizmet etmeyi
Hep hayal etmiş,
Bu hayalini gerçekleştirmek,
Bütün gayesi olmuştu…
Cerrahpaşa’da
Okumak için
Trabzon’dan yola çıkmıştı…
6 yıl evet
Bir hayaline kavuşmak için
6 yıl boyunca
İstanbul’un
O
Keşmekeşliğinde okumuş,
Binlerce hastaya
Yardımcı olmaya çalışmıştı…
İşinde çok başarılı,
Bir doktor olacağını hocaları
Ona söylüyordu…
18 Milyonluk
İstanbul’un
O keşmekeşliğinde,
İşinde başarılı olduğu kadar
Sanata ilgi duymuştu…
Şiirler yazıyor,
İstanbul Haliç’te içtiği çorbalar eşliğinde
Türküler söylüyordu…
İstanbul’un
O kalabalığında doktor adayı
Buğrahan Tüysüz,
Anne, baba,
Eş, dost, arkadaştan ayrı olmanın
Hüznü ile
Adeta içine kapanıyordu…
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin
Tarihi koridorları
Ona ilham vermiş,
Günde
Yüzlerce hastanın sorunlarını dinleyip,
Onları tedavi etmesi
İşine olan aşkını depreştiriyor,
Dinlenmeye gidip,
Haliç kıyısında içtiği çorbayla beraber
Şiirler yazmaya başlıyordu…
Dr. Buğrahan Tüysüz
6 yıl boyunca
Hep
Bu tempoyla Doktorluğa adım attı…
Trabzonlu
Dr. Buğrahan Tüysüz
Türkülere konu olan
Türkiye’nin
En önemli tıp fakültesi
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni
2018 yılında bitirdi…
İsterse
Türkiye’nin
En önemli hastanelerinde görev yapardı…
Çünkü
Başarılı bir öğrenci,
İdealist bir doktor,
Devletine,
Milletine, bayrağına çok sevdalıydı…
Ancak
O,
Kendine en çok ihtiyaç duyulan
Bir yeri seçti…
Belki de
İstanbul’un kalabalığında
Hissettiği yalnızlığı,
Karadeniz’in dağlarına
Yazacağı dizelerle anlatacaktı…
Çünkü
Hekimlik mesleği
İnsanlara faydalı olmak için
En önemli kararını veriyordu…
Önünde bütün yollar açıktı.
Uzmanlık,
İstanbul’da bir hastanede kalmak,
Para kazanıp
Cebini doldurmak için özel sektör…
Ama o,
Diplomasını alır almaz
Yüzünü,
Karadeniz’in dağlarına döndü…
Şiran’ın Yeşilbük Beldesi’ne,
Yemyeşil bir köye geldi.
Neden mi?
Çünkü
“Hekimlik, en çok ihtiyaç duyulan yerde
Kıymetlidir” diye düşündü.
İstanbul’dan sonra Yeşilbük’te hekimlik
Cerrahpaşa’da günde
100 hasta bakarken,
Yeşilbük’ te
Bazen bütün beldenin sağlığı ona emanet.
Burada MR yok,
Tomografi yok,
konsultasyon atacak yan dal uzmanı yok.
Ama o, Cerrahpaşa’da öğrendiği
O temel hekimlik refleksiyle,
Bir stetoskop ve
Güler yüzle destan yazıyor.
Bu görev sırasında
İki kez Covid’e yakalanıyordu…
Biri 2020’nin en ağır günlerinde,
Diğeri varyant döneminde…
Ateşiyle, öksürüğüyle boğuşurken bile
Aklı hastalarındaydı…
“Ben yatarsam,
Beldenin tansiyonunu kim ölçecek” der,
İyileşir iyileşmez,
Maskesini takıp yine
Aile Sağlık Merkezi’nin yolunu tutardı…
Çünkü biliyordu: Burada hekimlik,
Kendini siper etmekti.
Kışın -20’yi gören Şiran ayazında,
Yollar kapandığında panik yapmazdı…
Çünkü bilir ki
Burada doktor, aynı zamanda 112,
Aynı zamanda sağlık kabini,
Aynı zamanda dert ortağıdır…
Sobanın çıtırtısı eşliğinde
Muayene eder hastasını.
İstanbul’daki
Lüks hastanelerdeki konfor yoktur belki,
Ama
Bir teyzenin “Trabzon’un uşağısın,
Cerrahpaşa’da okumuşsun,
Bize geldin
Allah razı olsun” duası vardır…
Yeşilbük’ün insanı
İstanbul’daki gibi randevu alıp gelmez…
Tarladan,
Ahırdan, yayladan çıkar gelir
Ve
Buğrahan Hoca da
Bunu bilerek yaklaşır hastasına…
“Doktor bey” değil,
“Buğrahan evladım” derler ona…
Şekeri olan Hasan Amca’ya
Cerrahpaşa’daki hocalarından öğrendiği
En güncel tedaviyi anlatır,
Ama bir de ekler:
“Amca, sen bu pekmezi biraz azalt.”
6 yıl İstanbul’da gördüğü
Vaka çeşitliliği sayesinde,
En ufak belirtide tehlikeyi sezer.
Gerekirse hastasını alır,
Şiran Devlet Hastanesi’ne kendi götürürdü…
Çünkü
Bilir ki burada sevk zincirindeki gecikme,
Hayata mal olabilir…
Koruyucu hekimliği merkeze koyar,
Cerrahpaşa’da öğrendiği gibi,
“Hastalık gelmeden önlemek” için
Kapı kapı gezer, aşının önemini anlatır,
Tarama yapar…
Yeşilbük’ün güzelliğinde
Sabah yürürken
Kelkit Çayı’nın sesi,
Cerrahpaşa’nın koridorlarındaki uğultudan
Daha şifalıdır ona…
Beldenin tarihi Bük Köprüsü’nden geçerken,
“İyi ki gelmişim” der içinden…
Çünkü
Hekimlik sadece bilim değil,
Vefa işidir.
İstanbul’un imkânlarını bırakıp,
Trabzon’dan aldığı mertlikle Anadolu ya,
Kendi insanına hizmet etmeye geldi.
Yeşilbük’ün çocuklarına,
İhtiyarlarına,
“Büyük şehirlerdeki doktorlardan
Ne eksiğiniz var” dedirtmek için geldi.
Cerrahpaşa’nın bilgisini,
Karadeniz’in şiirini,
Hekimliğin vicdanıyla birleştirdi.
Dr. Buğrahan Tüysüz,
Şiran’ın
Yeşilbük Beldesi’nde
Sadece bir aile hekimi değil;
İstanbul’da aldığı ışığı,
Memleketin en ücra köşesine taşıyan
Bir gönül neferiydi o…
İyi ki bu ülkede
Dr. Buğrahan Tüysüz’ler var…
Ve
Bu kadar
Çabalara rağmen,
Bu ülke bölünmüyorsa,
Bu ülkenin
Bir olması için çalışan
Dr. Buğrahan Tüysüz gibilerin
Çoğalması dileğiyle,
Hoş kalın, hoşça kalın…

28.06.2026
Rahman AYHAN
Gazeteci-Araştırmacı Yazar

 

YORUM YAP

5 5 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
4 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
celalettin marz
celalettin marz
22 gün önce

Yüreği güzel insanların varlığı umudumuzu tazeliyor. İyi ki varlar.

turgay çakır
turgay çakır
22 gün önce

Helal olsun

Prof. Dr. Ömer DALMAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi)
Editor
21 gün önce

Rahman Ayhan bu yazısında, Dr. Buğrahan Tüysüz örneği üzerinden hekimliğin özüne inmiş: Bilgi kadar vicdanın, akademik başarı kadar aidiyet duygusunun önemini hatırlatmış bize. Yeşilbük’ün sakin sabahında duyulan Kelkit Çayı’nın sesi, Cerrahpaşa’nın koridorlarındaki uğultudan daha şifalıdır diyerek, aslında insanın kendi toprağında var olmanın verdiği huzura işaret etmiş.

Dr. Tüysüz, İstanbul’da kazandığı birikimi Trabzon’dan aldığı mertlikle yoğurup Anadolu’ya taşımış. Bu sadece bir meslek tercihi değil, bir duruş, bir vefa borcu. Hekimliği yalnızca reçete yazmak değil, insanın yanında olmak olarak gören bu anlayış, Yeşilbük’ün çocuklarına ve ihtiyarlarına büyükşehir imkânlarını aratmayan bir sağlık hizmeti sunmuş.

Yazının en çarpıcı yanı ise sonundaki vurgu: Bu ülke, Dr. Buğrahan Tüysüz’ler sayesinde bir oluyor. Zira asıl bölünmeyi değil, birleşmeyi sağlayanlar, kendi memleketine dönüp hizmet eden bu gönül neferleridir. Rahman Ayhan, sade bir dille ama derin bir anlamla, fedakârlığın ve bağlılığın ülkeyi nasıl ayakta tuttuğunu anlatmış. Hoş kalın, hoşça kalın.

Nuri Özdemir
Nuri Özdemir
21 gün önce

Anadolu coğrafyasının mert çocukları vefanın bir semt olmadığını gösteriyorlar. Geldikleri yetiştikleri toprakları unutmayıp o insanlara hizmet etmekten mutluluk duyuyorlar. Unutulmasın ki Karadeniz insanı bu ülkenin çimentosudur.

4
0
Would love your thoughts, please comment.x