Emekliye insanca yaşayacak ücret vermek yerine “aile destek paketi” vaat eden iktidar, sosyal güvenlik hakkını sosyal yardıma dönüştürmek istiyor. Mesele bütçe değil; emeğin hakkının nasıl tanımlandığıdır.
**”Emekliye Zam Değil, Yoksulluk Belgesi”**
Ne zaman bu ülkede emekliye zam zamanı gelse, memleketin ekonomisi bir anda düzeliveriyor.
Enflasyon düşüyor. Bütçe disiplini kutsanıyor.
Tasarruf nutukları peş peşe geliyor.”Mali denge bozulmamalı” deniliyor.
Sanki yılın geri kalanında başka bir ülkede yaşıyoruz da, emeklinin maaşı gündeme gelince bir gecede ekonomik mucize gerçekleşiyor.
Yine günlerden öyle bir gün… Yine TÜİK rakamlarını açıklayacak. Yine milyonlarca emekli, kendi mutfağındaki yangını değil, açıklanacak istatistikleri bekleyecek. Çünkü sofradaki ekmek küçülse de kâğıt üzerindeki enflasyon düşmeye devam edecek.
Ve tam da bu atmosferde yeni “müjde” geldi.Emekli maaşını artırmak yerine Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi (GETAD) hazırlanıyormuş.
Yani artık mesele emeklinin yıllarca ödediği primler, alın teri ve kazanılmış hakkı değil; hanedeki kişi başına düşen gelir olacak.
Emekli olacaksınız ama önce yoksulluğunuzu ispat edeceksiniz.
Yıllarca çalışacak, prim ödeyecek, emeklilik hakkını kazanacaksınız; sonra devlet size “Bakalım gerçekten yoksul musun?” diye soracak.
Bu, emeklilik değildir.Bu, sosyal güvenlik hakkının sosyal yardıma dönüştürülmesidir.
Emeklilik bir lütuf değil, kazanılmış bir haktır. Yardım ise iktidarın uygun gördüğü ölçüde verilir, artırılır, azaltılır ya da kesilir. Aradaki fark tam da budur.
Bugün “aile desteği” denilen şey, yarın başka bir adla yeniden düzenlenebilir. Ama insanca yaşayacak bir emekli maaşı, sosyal devletin yerine getirmesi gereken temel yükümlülüktür.
İşin ironik tarafı ise şu…
Aynı günlerde milyarlarca liralık dev projelerden, yeni teşviklerden, büyük harcamalardan söz edilirken sıra emekliye gelince kasanın boş olduğu anlatılıyor.
Bir kente milyarlarca liralık yatırım konuşulabiliyor, Nato toplantısı için milyar dolarlar harcayabiliyor ama milyonlarca emekliye insanca yaşayacak maaş söz konusu olduğunda ekonomik dengeler bir anda pamuk ipliğine bağlanıyor.
Demek ki mesele para değil. Mesele tercihtir.Bu ülkede emekliler artık ücret değil, sabır almaya davet ediliyor.
“Bir yıl daha bekleyin…” “Biraz daha sabredin…”
“Ekonomi düzelecek…” “Yeni destek paketi geliyor…”
Yıllardır değişmeyen tek vaat bu.
Oysa emeklilerin beklediği şey yardım kolisi değildir.
Aile destek paketi değildir. Sadaka değildir.
Emekliler, yıllarca üreterek kazandıkları hakkı istiyor.
İnsanca yaşayacak bir maaş istiyor.
Çünkü sosyal devlet, yurttaşına yoksulluğunu kanıtladığı için değil, emeğinin karşılığını aldığı için güvence sunar.
Emekliliği sosyal yardım dosyasına dönüştürmek ise yoksulluğu yönetmektir; yoksulluğu ortadan kaldırmak değil.
Bu ülkede yönetenlerin derdi yoksulluğu gidermek değil, yoksulluğu büyütüp sosyal yardımlarla insanları iktidara bağımlı hale getirmek ve istedikleri gibi yönetmek.
Peki biz böyle yönetilmek istiyor muyuz? Kendimize sormamız gereken soru budur.