Beşikdüzü’nün Ankara’daki “tanıtım” sınavı, ne yazık ki bir kez daha beklentilerin gerisinde kaldı. Beşikdüzü Belediyesi’nin sosyal medyada yaptığı paylaşıma ilk 15 Beşikdüzülü vatandaşın yaptığı yorumlara baktığınızda, ortada sadece bir stant zafiyeti ve aynı zamanda bir hayal kırıklığı tablosu da görüyorsunuz.
En çok dikkat çeken eleştiri şu: “Orada neyi tanıttınız?”
Haklı bir soru. Çünkü anlatılanlara göre ortada ne yerel ürün var, ne kültürel bir iz, ne de Beşikdüzü’nü Beşikdüzü yapan değerler… Sadece birkaç afiş ve bolca hatıra fotoğrafı. Tanıtım dediğiniz şey, bir kentin ruhunu taşır. O ruh yoksa geriye sadece boş bir masa kalır.
Vatandaşın sitemi sadece “eksiklik” üzerinden yükselmiyor, “niyet” üzerinden de yükseliyor. “Bizden yardım isteseydiniz verirdik” diyenler, aslında olaya sahip çıkmak istediklerini açıkça ortaya koyuyor. Bu çok kıymetli. Çünkü bir kenti güçlü kılan yöneticiler birlikte o kente gönül veren insanlardır. Peki ne eksikti? Liste uzun…
STK’lar yok.
Halk eğitim kursları yok.
Usta-çırak geleneğini yaşatan isimler yok.
Yerel el sanatları yok.
Beşikdüzü’nün geçmişine ışık tutan simgeler yok.
Oysa bir ilçeyi tanıtmak için dev bütçelere gereksinim yoktur doğru bir organizasyona gereksinim vardır vardır. Akkese’nin kantarı, Hünerlinin keseri, yerel ustaların emeği, kadınların el işi ürünleri… Bunlar bir standı doldurmakla kalmaz; ziyaretçilerin zihninde kalıcı bir iz bırakırdı. Ama yapılmamış.
Bir başka eleştiri ise daha politik bir zemini işaret etmektedir. Verilen fotoğraflar, kurulan ilişkiler ve tercih edilen görüntüler… Vatandaşın bir kısmı bunu samimi bulmuyor, hatta sorguluyor. “Neden?” sorusu burada da karşımıza çıkıyor. Bu noktada şunu söylemek gerekiyor: Bir belediye standı, kişisel ya da siyasi vitrin olmamalıdır. O stant, Beşikdüzü’nündür. Orada verilen her görüntü, yapılan her tercih, doğrudan ilçenin temsilidir.
Şimdi de asıl soruna gelelim… Beşikdüzü neden bu organizasyonları yıllardır iyi yönetemiyor? Bu bir vizyon sorunudur. Bu bir hazırlık sorunudur. Bu en çok da “önemseme” sorunudur. Çünkü siz bu işi gerçekten önemsiyorsanız, aylar öncesinden hazırlık yapmak zorundasınız. Kapı kapı dolaşıp üreticiyi bulmalısınız. Gençleri sürece dahil etmelisiniz. Unutulmaya yüz tutmuş değerleri yeniden gün yüzüne mutlaka çıkarmalısınız. Bunlar yapılmadığında ise ortaya çıkan tablo değişmiyor: Boş bir stant, dolu eleştiriler…
Yine de umutsuz olmamak gerekiyor. Çünkü bu eleştiriler, aslında bir fırsattır. Beşikdüzü halkı “biz buradayız” diyor. “Bizi sürece katın” diyor. “Bu ilçenin değeri var” diyor. Duyana…
Temennimiz şudur. Bir sonraki tanıtım günlerinde Beşikdüzü, gerçekten kendisi gibi olsun. Geçmişiyle, emeğiyle, üretimiyle, insanıyla… Çünkü bir kenti tanıtmanın en doğru yolu, onu olduğu gibi anlatmaktır. Gerisi sadece fotoğraf karesidir.