Mobbing Yapan Amir Güçlü Değil, Korkaktır
İş yerinde psikolojik taciz, yıldırma, bezdirme… Özel sektörde daha çok konuşulur. Ama gerçek şu ki, kamu kurumlarında mobbing çok daha sinsice ve yıkıcı biçimde uygulanıyor. Çünkü memur için “susmak” hayatta kalma kuralı. Konuşan kaybeder, susan bile rahat değildir.
Makam koltuğuna oturmak kimseyi yönetici yapmaz.
Bazıları vardır; koltuğa oturur oturmaz değişirler. Sesleri yükselir, yüzleri sertleşir, etrafa korku yayarlar. Sonra da kendilerini güçlü sanırlar.
Oysa gerçek çok basittir:
Mobbing yapan yönetici güçlü değildir. Sadece korkaktır.
Çünkü güçlü insan astını ezmez; onu yetiştirir. Güçlü insan korku üretmez; güven üretir. Güçlü insan bağırarak değil, adaletle yönetir.
Özgüveni olmayan biri için yönetmek zordur. Bu yüzden başka bir yol seçer: sindirmek. Toplantıda küçük düşürmek, yetkileri keyfî kullanmak, insanları yalnızlaştırmak, psikolojik baskı kurmak… Sonra da buna yönetim derler.
Oysa adı bellidir: mobbing.
Psikoloji literatürü bunu yıllardır söylemektedir. Mobbing uygulayan kişilerin önemli bir kısmı derin bir özgüven eksikliği taşır. Kendi yetersizliklerini gizlemenin en kolay yolunu başkalarını küçültmekte bulurlar.
Yani mesele güç değildir.
Mesele korkudur.
Ne yazık ki kamuda küçük bir yetki bazen büyük bir zulme dönüşebilir. Bir imza yetkisi, bir makam odası ya da geçici bir unvan, bazı insanlara dokunulmaz oldukları yanılgısını yaşatabilir.
Ama tarihin değişmeyen bir kuralı vardır: Makam kalıcı değildir.
Bugün imza atan, yarın sıradan bir isim olur.
Bugün kapısını kimseye açmayan, yarın kimsenin aramadığı biri hâline gelir.
Çünkü makam insanı büyütmez.
Sadece insanın ne olduğunu ortaya çıkarır.
Kamuda geçmişte kurulan kumpasları hatırlayın. Devlet gücünü kullanarak insanlara tuzak kuranları hatırlayın. O düzenlerin nasıl çöktüğünü ve gerçeklerin nasıl ortaya çıktığını hatırlayın.
Bugün mobbing yoluyla insanları sindirmeye çalışan zihniyet de özünde farklı değildir. Değişen yalnızca yöntemdir. Kimileri örgütlü yapılarla devlete tuzak kurar, kimileri makamının verdiği geçici güçle insanlara tuzak kurar. Ama amaç aynıdır: Adalet değil, tahakküm.
Oysa unutulan bir gerçek vardır. Kumpaslar çöker. Makamlar değişir. Yetkiler gider. Ama yaptığın karaktersizlikler kalır.
Bu yüzden açık konuşmak gerekir:
Mobbing bir yönetim biçimi değildir.
İnsan onuruna yönelmiş bir saldırıdır.
Ve hiçbir makam, insan onurundan daha büyük değildir.
Eğer bu yazıyı okuyanlardan biriysen…
Belki sabah işe gitmek istemiyorsun.
Belki her gün biraz daha içine kapanıyorsun.
Belki de haksızlığa uğradığın hâlde kendini suçluyorsun.
Dur.
Yaşadığın şey senin suçun değil. Seni sindirmeye çalışanların asıl korkusu, senin başarın ve dik duruşundur.
Bu yüzden unutma:
Dik dur, ama kavga etme.
Hakkını ara, ama hukukla ara.
Belgelerini sakla, ama öfkeye kapılma.
Sesini yükseltme, ama susma.
Çünkü gerçek güç bağırmak değildir. Gerçek güç, doğru olanı sabırla savunabilmektir.
Bir gün o makam değişir.
Bir gün o amir gider.
Ama sen geriye baktığında başını eğmeden yürüdüğünü göreceksin.
Ve işte o gün herkes anlayacak:
Koltuk güç vermez; sadece kimin lider, kimin korkak olduğunu ortaya çıkarır.
Not: Bu yazı, kamuda sessizce yaşanan psikolojik tacize dikkat çekmek, suskunluğu bozmak ve mağdurların sesi olabilmek amacıyla kaleme alınmıştır. Kişilik haklarına saldırı veya iftira amacı taşımaz.
Prof. Dr. Ömer DALMAN
Süper yazı, süper yorum hocam eline, kalemine sağlık
Teşekkürler ederim dostum. Senin yazılarını okuyorum. Tebrikler.