61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

TFF VE MİLLİ TAKIM: BU REZİLLİK NASIL AÇIKLANIR? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikirler paylaşılır

Prof. Dr. Ömer DALMAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi)

TFF VE MİLLİ TAKIM: BU REZİLLİK NASIL AÇIKLANIR?

TFF VE MİLLİ TAKIM: BU REZİLLİK NASIL AÇIKLANIR?
Son Güncelleme :

20 Haziran 2026 - 23:06

112 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

TFF VE MİLLİ TAKIM: BU REZİLLİK NASIL AÇIKLANIR?

Dünya Kupası’na hiç Türk hakem gidemeyince “Bu benim sorunum değil” demişti. Peki ya bu rezillikten sonra ne diyecek?

Büyük umutlarla gittiğimiz 2026 Dünya Kupası’ndan, turnuvanın ilk haftası tamamlanmadan döndük. 48 takım arasında ilk elenen iki ülkeden biri olmak, üstelik Dünya Kupası’na ilk kez katılan ve nüfusu 150 bin civarında olan Curaçao ile aynı kaderi paylaşmak… Bu, sadece futbol sahasında değil, uluslararası arenada da ağır bir itibar kaybıdır. Ne hazindir ki, Curaçao’nun nüfusunun yüzlerce katı kadar futbolcusu olan ülkemizde bu başarısızlık sadece bir mağlubiyet değil, tam bir çöküştür. Sadece Curaçao’nun değil, FIFA sıralamasında 150. sıradaki takımların bile gerisine düşme potansiyelimiz var. Curaçao turnuvaya katılmaktan mutlu olurken, biz turnuvadan utançla döndük. Kim bilir, belki de Curaçao bizden daha iyi bir futbol oynadı.

Rakip sahada üst üste 6 pas yapamayan iki takıma karşı, 180 dakikada tek gol atamayan bir milli takım izledik. 48 takım içinde en kötü iki takımdan biri olmak, sadece sonuç değil, oynanan oyunun da ne kadar içler acısı olduğunu gösteriyor. Daha da vahimi, futbol yerine saç kesimleri, YouTube yayınları ve balkonda sigara sefalarıyla ön plana çıkan oyunculardı bunlar. “En iyi jenerasyon” diye göklere çıkarılan bu ekip, dönüş biletini erkenden aldı. Aylarca reklam yapıldı, parlatıldı, şişirildi… Ama sahaya çıkınca gerçekler ortaya çıktı. Şu grupta oynanan iki maçın sonunda ne galibiyet var ne de atılmış bir gol. Elde koca bir sıfır. İki maçta iki yenilgi, sıfır gol, eksi averaj… Hepsini saymaya gerek var mı?

Bu tablo; sadece kötü oyunla ya da şanssızlıkla açıklanamayacak bir başarısızlıktır. Yönetim eksikliğinin, saha içi konsantrasyon yerine PR çalışmalarının öne çıkarılmasının ve kontrolsüzce şişirilen egoların doğrudan sonucudur. Milyonların umut bağladığı, ülkenin ortak heyecanda buluştuğu nadir fırsatlardan biri daha ciddiyetsizlik ve şımarıklık yüzünden heba edilmiştir. Demek ki futbol; saçla, kaşla, sosyal medya paylaşımlarıyla ve PR çalışmalarıyla oynanmıyormuş. Saha, algının değil performansın yeridir. Bizde ise saha adeta bir vitrin, oyuncular ise mankenler haline gelmiş.

Turnuvayı vitrin olarak görüp piyasa değerini artırma hevesine kapılan bazı oyuncuların da bütün hesapları kursaklarında kaldı. Ne yazık ki bu oyuncuların çoğu, turnuvada gösterdikleri performansla kendi değerlerini düşürdüler. Piyasada daha pahalıya satılma hayalleri kurarken, sahada sergiledikleri vasat futbol, transfer değerlerini yerle bir etti. Reklam yüzü olmak başka, sahada ter dökmek başka. Bunu da öğrenmiş oldular.

Peki ya saha içindeki tercihler? Avustralya maçını kaybedip Paraguay’a karşı yine forvetsiz çıkıyorsun. Hiç mi analiz yapmadın? Rakibin oyununu okumak bu kadar zor mu? İlk yarı 10 kişi kalan takıma karşı elindeki tek forveti bile 60. dakikada sahaya sürüyorsun. Üstelik hazırlıksız. Ya diğer forvet adayları? Sanki her rakibe karşı oynayacak forvetimiz varmış gibi hiç forvet düşünmedin. Kadroya dahil edilen forveti de hazırlamadın.  Sayısal üstünlüğü değerlendirememek, sadece teknik yetersizlik değil, aynı zamanda stratejik körlüktür. Bu kadar şutörün olduğu takımda Merih Demiral 3 tane şut atıyor. Bu kadar orta kesen adamın olduğu yerde Abdülkerim defalarca orta yapıyor. Takımın forvet oyuncuları nerede? Sorumluluk dağılımı nasıl belirlenmiş? 90 dakika boyunca forvet oyuncularının topla buluşma sayısı kaç? Bu istatistikleri sorsak, cevap verebilecek kimse yok. Yani bu kadar forma giyip de sorumluluk almamak… Neyse.

Kadro tercihleri zaten başlı başına bir skandal. Ligde formda olan, haftalardır gol atan ve asist yapan forvet adayları kadroya alınmazken; kulübünde aylardır süre bulamayan, form durumu tartışmalı isimlerin forma giymesi futbol mantığıyla açıklanamaz. Üstelik bu tercihler, “abilik yapıyor” diye savunuluyor. Bir milli takımda forma giymek için “abilik” mi kriter olmalı? Herhalde bu tercihleri yaparken, saha performansından çok başka kriterler göz önünde bulundurulmuş.

Gelelim asıl tartışılması gereken noktaya… Turnuva öncesi Paraguay maçı basın toplantısında Samet Akaydin, takım arkadaşlarından “çocuklar” diye bahsetti. Aynı toplantıda sosyal medyadan gelen eleştirilere cevap vermeyi de ihmal etmedi. Sahada beraber ter döktüğü arkadaşlarına “çocuklar” demek neyin nesi? Bu sözler, sahadaki başarısızlığın bir yansıması olduğu gibi, aynı zamanda soyunma odasındaki kopukluğun da açık itirafıdır. Sen “çocuklar” dediğin takım arkadaşlarınla birlikte 180 dakika boyunca tek gol atamadıysan, o sözler boğazında kalır. Hele ki o “çocuklar” dediğin oyuncular, turnuvanın en kritik anlarında sahadaki en büyük eksiklik olarak görülüyorsa… Sorumluluk almaktan kaçıp basın toplantısında sosyal medya eleştirilerine cevap vermek, kaptanlık görevi mi yoksa egonun tatmini mi?

TFF yönetiminin turnuva öncesi ve sırasındaki açıklamaları da eklenen baskıyı artırmaktan öteye gitmedi. Başkanın medyaya yansıyan sert çıkışları, soyunma odası ziyaretleri, maç sırasındaki sahaya yakın müdahaleleri, takım içinde güven ve huzur ortamını zedeledi. Bir başkanın, takımın başarısı için yapması gereken her şeyi, adeta başarısızlık için yaptı. Futbol takımı, siyasi ya da bürokratik bir gösteri alanı değildir. Oyuncular, sahada arkalarında sağlam duran bir yönetim hissetmezlerse, en yetenekli kadro bile çaresiz kalır. Bu turnuvada da tam olarak bu yaşandı. Hepsi bu. Yani sıfır.

Curaçao ile aynı kaderi paylaşmak, kötü bir günün veya şanssızlığın eseri değildir. Bu, saha içindeki hazırlıksızlığın, plansızlığın, kibirli yönetim anlayışının ve oyuncuların sahaya yansıyan ciddiyetsizliğinin doğal sonucudur. Bu başarısızlık, yıllardır süregelen sistemsizliğin, plansızlığın ve vizyonsuzluğun birikimli sonucudur. Başarısız olmak bir şey değil, başarısızlıktan ders almamak asıl büyük başarısızlıktır. Ama bizde o da yok.

Sonuç ortada. Bu turnuvadan alınacak tek ders, büyük lafların ve reklamın başarı getirmediğidir. Yıllardır aynı hataları yapıp, aynı sonuçları alıyoruz. Hepimize düşen, bu ezikliği bir “milli travma” olarak deftere kaydedip unutmak değil; hesap sormak, sorumluları belirlemek ve geleceğe yönelik somut adımlar atmaktır. Ancak yapılan açıklamalara bakılırsa, kimse hesap verecek gibi de durmuyor. Federasyon, kulüpler ve oyuncular artık sahada ve saha dışında ciddiyeti esas almak zorundadır. Yoksa bu gidişle yakında Curaçao’yu değil, FIFA sıralamasında 150. sıradaki takımları bile geride buluruz.

Tarih, bu TFF yönetimini ve Milli Takım’ı hep “horoz gibi öten, tavuk gibi biten” bir futbol ülkesinin mimarları olarak hatırlayacaktır. Ve bu, hiçbirimize yakışmıyor.

Prof. Dr. Ömer DALMAN

YORUM YAP

3.7 3 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Ahmet Çam
Ahmet Çam
10 saat önce

Sayin hocam, futbolcuların bir kismi bahis oynuyor gibime geliyor. Türkiye’de bu bahis meselesine yazilarinizda yer verseniz. Hangi tasi kaldırsak altından çıkıyor. Bu hususta sizlerin tecrübesi önemli..

1
0
Would love your thoughts, please comment.x