ARTIK YETER
18 yaşında hayalleri vardı, umutları vardı, yaşama dair sevinçleri vardı. Vardı diyorum, çünkü artık yok. İlayda, hepsini kanlı bir kefen parçasına sarıp, tüm şaibe ve şüpheleri arkasında bırakarak bu dünyadan göçüp gitmek zorunda kaldı.
Neden mi? İşte bu sorunun cevabı çok karmaşık. Bir evlat, bir çocuk, bir kadın, bir öğrenci; yeryüzünde kendine yer bulmaya çalışan bir birey, bir insan… Bunların hangisi ötekinden daha “illegal”?
İran’da sokaklarda ahlak polisleri olduğunu biliyorduk. Ancak ülkemizde aile polisi uygulaması varmış da haberimiz mi yok, bilemedik. Bu ülkede günde 6 kadın öldürülürken, hayatının baharında üniversite öğrencisi genç bir kadını, sırf kadın eylemlerine katıldı diye ailesine şikayet etmek? Kafamızda deli deli sorular var. Hayır, bu şikayet polis tarafından değil de herhangi birisi tarafından yapılmış deniliyorsa, o zaman da bu kişiyi bilmek ve cezasını çektiğini görmek tüm kamuoyunun hakkıdır.
Gelelim madalyonun diğer yüzüne. İlayda bir kız çocuğu değil de bir erkek çocuğu olsaydı, ailesinden aynı baskıyı görecek miydi? Bir kız çocuğuna “seni eve kapatıyorum, okula göndermiyorum” demek çok kolay. Hatta İlayda’nın o evin içinde psikolojik şiddetin yanında fiziksel şiddete de uğrayıp uğramadığını henüz bilmiyoruz. Ve artık hiç bilemeyeceğiz. Bildiğimiz tek şey var: İlayda genç bir kadındı. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği düzleminde yine zayıf halka olarak görüldü ve şaibeli bir şekilde yaşamdan koparıldı.
Artık ne bir çocuğumuzu ne bir kadını kaybetmek istemiyoruz.
Omuz omuza yürüdüğümüz mücadele arkadaşımız İlayda’mızı hiçbir zaman unutmayacağız ve unutturmayacağız. Artık yeter.
Mücadelesine saygıyla
Bu kötü olan düzenin artık yok edilmesi gerekiyor artık bitmeli bu işkence