61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

BEN CAN NEDİR ŞİMDİ BİLDİM Sinan Kutay Yazdı « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

BEN CAN NEDİR ŞİMDİ BİLDİM Sinan Kutay Yazdı

BEN CAN NEDİR ŞİMDİ BİLDİM Sinan Kutay Yazdı
Son Güncelleme :

17 Mayıs 2026 - 19:08

19 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Olanca yoğunluğuyla her yandan fışkıran kirin, yozluğun, sevgisizliğin insan ruhunda yarattığı derin hasarı dile getiren ünlü yazar Antoine de Saint-Exupéry, 1944 yılında Akdeniz üzerinde uçağıyla kaybolma öncesinde, yaşadığı hayal kırıklığını… “çağımdan tiksiniyorum” eleştirisiyle okuyucusuyla paylaşır.
Ancak Saint-Exupery’in çağından tiksintisi, asla bir nefret, bir düşmanlık, bir yabancılaşma olarak algılanmamalıdır. Onunkisi büyük bir aşkı, bir yakınlığı arayıp bulamayanların haykırışından başka bir şey değildir.
Savaşların ve toplumsal yozlaşmanın insan ruhunda yarattığı travmayı simgeleyen, ünlü yazarın insanlığa dair umut ve umutsuzluk arasında sıkışmışlığının bir yansıması olan bu ifade, Albert Camus tarafından not edilse de benimsenmez. Saint-Exupery’in bu somurtkan ve kirlenmiş dünyadan kaçmak yerine, insanları yine de en güzel yanlarıyla görmeye çaba göstermesini önererek; “Ama bu çağ bizim çağımızdır, kendi kendimizden tiksinerek de yaşayamayız. Bu derece aşağıya düşmesi, değerlerini aşırılığa götürmesinden olduğu kadar kusurlarının yüceliğindendir de… Biz bu değerlerin en köklüsü için savaşacağız.” der.
Peki, Camus’un “değerlerin en köklüsü” saydığı ve uğruna savaşacağımız o “değer” hangisidir?.. Camus, “Bilgisizliğimizi bildik mi, yobazlığı öteledik mi, dünyayı ve insanları sınırlandırdık mı, bir sevdik yüzü, kısacası güzelliği bulduk mu, eski kadim uygarlıklarla bir yerde buluştuk demektir” diye yazıyor. Camus’a göre çağımız “dostluk” denen değeri yok saymıştır. Tiksinti bundan kaynaklanıyor… Dünyayı yeni baştan kurarken “dostluk”u katacağız harcına… Güzellik, dostluk, aşk! Tiksintiyi yenecek en yüce değerlerdir. Bunalımlar bu değerlerin yokluğundan ileri geliyor. Dostları olan, aşkları olan, güzelliği gören bir kişi bunalmaz elbet. Bunalım nedir, onu bile bilmez. Bilmeyince de tiksinmez çağından.
Oysa bu çağ bizim çağımızdır, ve biz çağımızdan tiksiniyoruz!.. Bu bağlamda, insanları en güzel yanlarıyla seven Saint-Exupery’nin bu çığlığı ne denli sarsıcı olursa olsun, yine de Camus’un yanıtıyla birleştiriyorum ben… Gerçek bu çünkü! Gerçekten kaçılmaz. Yaşadığımız çağ budur, bir biçimiyle hepimizi tiksindiriyor! Zaman zaman kaçmak, çağ dışına çıkmak, düşlere dalmak, anlamsızlığa, bunalımlara saplanmak, gerçeküstünden yararlanmaya çalışmak… Hep, bu çağın tiksintisinden kaynaklanıyor.
Serüven ve tehlikeyi şiirsel bir üslupla ve yücelterek anlattığı yapıtlarıyla tanınan Saint Exupery en çok sevdiğim yazarlardan biridir. Saint Exupery’yi daha önce okumamış olmayı şahsen bir büyük eksiklik olarak değerlendiririm. Kuşkusuz ki Jean-Paul Sartre, Camus, Franz Kafka hepsi yaşadığı çağa yeni açılımlar sunmuşlardır. Çağımızı tanımak — sevmek veya sevmemek, o başka — duymak için bu yazarları okumak nasıl baş koşulsa, Saint-Exupery’yi okumak da insanlığımızı duyumsamanın bir başka yoludur.
Gelin görün ki çağdaş edebiyat ve sanatın bugün “aşksız” kaldığı ortada! Şiirler okuyoruz, havada, boşlukta… Değmiyor, ulaşamıyor bir türlü insan ruhuna… Boşuna değil William Shakespeare’in Hamlet oyununda geçen “Sözcükler, sözcükler, sözcükler” repliğiyle; sözün anlam yitirip, kelimelerin boş kalıplara dönüştüğü bir dünyayı betimlemesi… Sözcükler, harflerden kurulur, içi boş kalıplardır onlar. Oysa dostluk, aşk, güzellik, o kalıpları dolduran birer anlamdır.
Ama yoksa bulunmuyorsa, görülmüyor ve ulaşılamıyorsa, kalıplar boş durur hep… Sözcükler hedefine varmadan uçuşurlar boşlukta! Bunalımlar, tiksintiler, anlamsızlıklar, saçmalıklar sanata, edebiyata, gündelik yaşama girer.
Camus, “Bu yol, yaratışla işkence arasındaki savaştır” demiş… Dünyayı ezen teknik uygarlığın öldürdüğü “insan” dirilecek sanatta bir gün! Romanda, şiirde, öyküde, oyunda “insan”ı göreceğiz… Tıpkı Sait Faik Abasıyanık’ın “Dünyayı güzellik kurtaracak. Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.” aforizmasında müjdelediğince!..
Sevgiyle, dostlukla.
(*) Saint-Exupery (1900-1944), Fransız pilot, yazar ve şair. Özellikle Küçük Prens isimli eseriyle ünlenmiştir. II. Dünya Savaşı’nda Özgür Fransız Hava Kuvvetleri’ne bağlı silahsız bir keşif uçağıyla, Alman işgali altındaki Fransa hakkında bilgi toplamak için yaptığı uçuş sırasında uçağının düşmesi sonucunda 31 Temmuz 1944 yılında hayatını kaybetmiştir. Uçağın enkazı yıllar sonra, 2000 yılında Marsilya açıklarında bulunmuştur.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x