Mohamed Salah, Türk futbol tarihinin en büyük transferlerinden biri olabilir. Dünya futbolunun en önemli yıldızlarından birinin bordo-mavili formayı giyecek olması sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da büyük yankı uyandırdı. Peki bu yankı sahaya yansıyacak mı?
Futbol bize defalarca gösterdi ki şampiyonluğu tek bir yıldız değil, birbirini tamamlayan doğru kurulmuş bir takım getirir.
Öncelikle hakkı teslim etmek gerekir. Böylesine kariyerli bir futbolcuyu Trabzon’a kazandırabilmek kolay değildir. Ertuğrul Doğan ve yönetimi, yıllardır görülmeyen büyüklükte bir transfer hamlesine imza attı. Ancak Salah transferinin belki de en büyük etkisi sahadan önce tribünlerde hissedildi. Uzun yıllar sonra Trabzonspor taraftarı sezona sadece umutla değil, doğrudan şampiyonluk inancıyla giriyor. Bu transfer, kulübün hedeflerini büyüttü; beklentileri de aynı ölçüde artırdı.
İşte tam da bu noktada asıl soru başlıyor.
Salah geldi… Peki ya takım?
Çünkü futbol, yalnızca büyük yıldız transfer etmek değildir. Transfer dönemlerinde sadece “Kim geldi?” sorusu sorulmaz. “Kim gitti?”, “Takımın omurgası korundu mu?”, “Eksik bölgeler gerçekten tamamlandı mı?” sorularının da cevabı aranır.
Avrupa’nın büyük kulüpleri her sezon sıfırdan takım kurmaz. Önce oturmuş kadroyu korur, ardından ihtiyaç duyduğu bölgelere nokta atışı takviyeler yapar. Başarıyı getiren de transfer sayısı değil, doğru planlamadır.
Trabzonspor bu yaz önemli takviyeler yaptı. Salah’ın yanı sıra savunma, orta saha ve hücum hattına yapılan transferlerle kadro genişletildi. Asıl başarıyı belirleyecek olan, yapılan transferlerin sayısı değil; takımın eksiklerinin ne kadar doğru giderildiğidir.
Salah transferinin, Paul Onuachu’nun ayrılacağı beklentisiyle planlandığı düşünülebilir. Ancak bu iki oyuncu aynı futbol kimliğine sahip değil. Onuachu; hava toplarında etkili, sırtı dönük oynayan, rakip savunmayı fizik gücüyle yıpratan klasik bir santrfor. Salah ise hızı, hareketliliği ve bire bir becerisiyle fark oluşturan, ceza sahasına sürekli tehdit taşıyan bir hücum oyuncusu.
Ben olsam Onuachu’nun ayrılmasına kolay kolay izin vermezdim. Çünkü savunma duvarını yıkan bir forvetin yanında, o duvarı delen bir kanat oyuncusunun olması her hocanın rüyasıdır.
Karadeniz’de horon tek kişinin oyunu değildir. En usta kemençeci bile tek başına horon oynatamaz. Horonun güzelliği, herkes aynı ritimde buluştuğunda ortaya çıkar. Futbol da böyledir. Dünyanın en büyük yıldızını kadronuza katabilirsiniz. Ama savunmanız güven vermiyor, orta sahanız oyunun dengesini kuramıyor ve takım savunmanız oturmamışsa, o yıldız tek başına bütün eksikleri kapatamaz.
2026 Dünya Kupası, futbolun hâlâ savunmadan başladığını bir kez daha gösterdi. A Milli Takım, ilk iki maçta savunmada yaşadığı sorunların bedelini ağır ödedi. Bu da bir kez daha gösterdi ki, en yetenekli hücum hattı bile sağlam bir savunma olmadan tek başına başarıyı garanti edemiyor.
Trabzonspor’un son yıllarda en büyük sorunu savunma organizasyonu oldu. Bu nedenle savunmaya yapılan transferler benim için hücumdan bile daha önemliydi. Açıkçası Samet Akaydın transferinin, şampiyonluk hedefleyen bir takımın savunmasındaki soru işaretlerini tamamen ortadan kaldırdığı kanaatinde değilim. Benim beklentim, şampiyonluk hedefleyen bir takımın savunmasına tartışmasız ilk 11 kalitesinde, lider özellikleri taşıyan ve takıma güven verecek üst düzey bir stoper kazandırılmasıydı.
Türk futbolu son yıllarda aynı filmi defalarca izledi. Sezon başında büyük hedefler açıklandı, yıldız transferleri yapıldı, manşetler atıldı… Oysa mayıs ayında kupayı kaldıranlar, en çok transfer yapanlar değil; en doğru takımı kuranlar oldu.
Asıl sınav şimdi başlıyor. Şimdi gözler Fatih Tekke’de olacak. Çünkü transfer döneminin alkışını yönetim aldı; sezon sonunda alkışı ya da eleştiriyi alacak isim teknik direktör olacak. Elindeki yıldızları aynı oyun planında buluşturmak, savunma ile hücum arasındaki dengeyi kurmak ve bu takıma bir oyun kimliği kazandırmak artık onun en önemli görevi. Bunun yolu ise geçen sezonun yavaş ve yana oynayan anlayışını geride bırakmaktan geçiyor. Bu kadro, topu dikine oynayan, kanatları etkili kullanan, rakibini baskı altına alan cesur bir futbol için kuruldu.
Bu sene ligin sahada daha heyecanlı geçeceği kesin. Yeter ki saha dışı dengeler işin içine girmesin.
Şampiyonluk yolunda yalnızca iyi futbol oynamak her zaman yeterli olmuyor. Türkiye futbolunun bir gerçeği daha var. Türkiye’de şampiyonluk yarışı sadece takımlar arasında yaşanmıyor. Sezon boyunca federasyon yönetiminin ve kurullarının, hakemlerin, VAR’ ın, temsilcilerin ve gözlemcilerin verdiği kararlar da ligin kaderini etkileyebiliyor. İşte bu yüzden herkesin görevini adalet ve vicdan içinde yapması, sadece kulüpler için değil, Türk futbolunun geleceği için de büyük önem taşıyor.
İyi futbolcular maç kazandırır. İyi takımlar şampiyonluk kazanır. Ama futbol sadece saha içinde oynanmıyor. Yönetimin camiayı bir arada tutması, teknik heyetin doğru kararları alması, futbolcuların baskıyı kaldırması ve taraftarın son düdüğe kadar takımının yanında olması da şampiyonluğun vazgeçilmez parçalarıdır.
Trabzonspor geçmişte en büyük başarılarını yalnızca kaliteli futbolcularıyla değil, şehirle birlikte aynı hedefe inanarak kazandı. Bugün yeniden o birliktelik sağlanabilirse, Salah transferi sadece büyük bir imza olarak kalmaz; yeni bir şampiyonluk hikâyesinin başlangıcı olabilir.
Artık transfer döneminin sonuna gelindi. Bundan sonra kimsenin transfer listesine bakmayacağı bir dönem başlıyor. Herkes puan tablosuna bakacak.
Belki de sezon sonunda herkes aynı soruyu soracak: Trabzonspor, Mohamed Salah’ı mı transfer etti; yoksa Mohamed Salah’ın şampiyon olabileceği bir takımı mı kurdu? Bu sorunun cevabını transfer manşetleri değil, mayıs ayında oluşacak puan tablosu verecek.
Çünkü futbol, afişlere yıldız asma sanatı değildir. Kupaları en büyük yıldızlar değil, en doğru kurulmuş takımlar kaldırır. Karadeniz’de horon tek kişiyle oynanmaz. Şampiyonluk da tek bir futbolcuyla kazanılmaz.
Prof. Dr. Ömer DALMAN
8 Ağustos 2026
Öncelikle Trabzonspor kulüp başkanını yürekten kutluyorum böyle bir futbolcuyu transfer ettiği için kaliteli ve iyi futbolcu sağlam bir veya iki forvet alırsa defansa da bir kişi alırsa sanki bir şeyler olur hocam tebrik ediyorum objektif bir yazı olmuş biz de gideriz Mohamed Salah’ı izleriz ve zevk alırız adam büyük topçu kolay gelsin hocam
Sayın Hocam yazınız dün gerçek oldu. Defans iyi değil.
Batakov iyileşip gelecek ama nasıl gelecek. Yine yana oynadık dikine oynayamiyoruz.
Göztepe de tabi taş gibi disiplinli takım. Lige bizden hazır.
Hazırlık maçları hiç iyi sinyal vermedi. Fatih Tekke biran önce oturmuş bir kadro
oluşturmalı. Her zaman sağlam 11 le başlamalı. Her maç maceraya gerek yok.
yorumunuzda hakaret içeren kelime yada ifade olmasın lütfen
Aynen katılıyorum