61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Lig başlıyor, TFF güven vermiyor « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikir yazıları | Görüşlerim şahsıma aittir; kurumları bağlamaz.

Prof. Dr. Ömer DALMAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi)

Lig başlıyor, TFF güven vermiyor

Lig başlıyor, TFF güven vermiyor
Son Güncelleme :

12 Ağustos 2026 - 23:02

490 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Türk futbolu yeni sezona; yönetim tartışmaları, disiplin süreçlerindeki çifte standart iddiaları ve liyakat kaygılarının oluşturduğu derin bir güven bunalımıyla giriyor.

Ligler başlıyor…

Takımlar hazırlıklarını tamamladı, transferler gerçekleştirildi, taraftarlar umutlandı. Yeni sezonun hedefleri belirlendi, tribünlerde söylenecek marşlar bile çoktan hazırlandı.

Ancak futbolun en önemli unsurlarından biri hâlâ eksik:

Güven…

Türkiye Futbol Federasyonu güven vermiyor.

Geçmişte hakemlerin stadyumdaki hakem odasında tutulması yönünde talimat veren kişi bugün TFF Başkanı; bu talimatı yerine getiren kişi Temsilciler Kurulu Başkan Vekili; yeğeni TFF Genel Sekreteri, Burak Yılmaz’a bahis yoklaması çeken avukatı ise TFF Başkan Vekili…

Bunlar gizli kalmış söylentiler değil; kamuoyuna yansıyan ve bugüne kadar tatmin edici biçimde açıklığa kavuşturulmayan ciddi iddialardır. Böyle bir yönetim tablosunun Türk futbolunda güven oluşturması nasıl beklenebilir?

Hakemlik sistemi, disiplin kurulları ve Türk futbolunu yöneten diğer yapılar sorgulanıyor. Bugüne kadar tarafsızlık ve liyakat açısından Türk futbolunun en önemli kurumlarından biri kabul edilen Temsilciler Kurulu dahi artık tartışmaların odağında.

Kısacası Türk futbolu, yeni sezona ciddi soru işaretlerinin gölgesinde giriyor.

Böyle bir ortamda oynanacak lig ne kadar tat verir?

Verilen her tartışmalı kararın arkasında başka hesaplar aranmaz mı?

Güven ortadan kalktığında en doğru karar bile tartışılır hâle gelir. İnsanlar artık karardan önce, o kararı veren kişinin kim olduğuna ve kimin etkisi altında kalmış olabileceğine bakar.

Üstelik yeni sezona yalnızca yönetim tartışmalarıyla değil; hakem, gözlemci ve temsilci kadrolarının yeterliliğine ilişkin ciddi endişelerle giriyoruz.

Dünya Kupası’nda maç yönetecek bir hakemimiz yok. Bu yönetim döneminde FIFA hakemliğine yükseltilen bazı isimlerin hazırlık maçlarında gösterdikleri tartışmalı performanslar da gelecek adına duyulan endişeyi artırıyor.

Bahis soruşturması gerekçe gösterilerek çok sayıda hakem, gözlemci ve temsilciye hak mahrumiyeti cezaları verildi; pek çoğunun kariyeri fiilen sona erdirildi.

Bu süreç, Türk futbolunun yetişmiş insan gücünde büyük bir boşluk oluşturdu. Mevcut kadroların, görevden uzaklaştırılanların ardından oluşan tecrübe ve liyakat açığını ne ölçüde kapatabileceği ciddi bir soru işaretidir.

Elbette futbol talimatları bahis oynamayı yasaklamaktadır. Tespit edilen eylemler karşılıksız bırakılmamalıdır.

Ancak bir kişinin bahis hesabının bulunması veya bahis oynamasıyla bir müsabakayı manipüle etmesi aynı şey değildir.

Bir taraftan bahis gerekçesiyle insanların kariyerlerini sona erdiriyor, diğer taraftan bahis şirketleriyle sponsorluk ve reklam ilişkileri kurulmasına izin veriyorsunuz. Hatta bir bahis şirketini 2. Lig ile 3. Lig’in isim sponsoru yapıyorsunuz. Peki, bahis hesabı açılmasını özendiren kampanyalar ve stadyumdaki bahis reklamları karşısında nasıl bir tutum sergilediniz?

Önce bu çelişkiyi açıklayın.

Ceza verdikleriniz hakkında daha önce somut bir ihbar veya şikâyet aldınız mı?

Kaçının görev yaptığı bir müsabakayı manipüle ettiği tespit edildi?

Kaçı bir şike dosyasında yer aldı?

En azından bugüne kadar kamuoyuna açıklanan bilgilerde, verilen bu cezaların şike veya müsabaka manipülasyonuna dayandığını gösteren kesinleşmiş bir tespit ortaya konulmamıştır.

Nitekim Üst Klasman Temsilcisi Serkan Sarıöz de TFF Başkanı, bazı Yönetim Kurulu üyeleri ile PFDK ve Tahkim Kurulu üyeleri hakkında görevi kötüye kullanma ve disiplin süreçlerinde eşitlik ilkesine aykırı uygulamalar yapıldığı iddialarıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuştur.

MHK Başkanı’nın bahis hesabı bulunduğunu bizzat açıklamasına rağmen disipline sevk edilmemesi dikkat çekicidir. TFF yönetimi ve kurullarında görev yapanlar ile kulüp başkanları ve yöneticileri hakkındaki ciddi iddialara ilişkin de kamuoyuna yansıyan kapsamlı bir inceleme veya sevk açıklaması bulunmamaktadır.

İddialar doğruysa gereği yapılmalı, doğru değilse bu durum açıkça ortaya konulmalıdır.

TFF; soruşturmanın kimleri kapsadığını, sevklerde hangi ölçütlerin uygulandığını ve hakkında ciddi iddialar bulunan bazı kişilerin neden disipline gönderilmediğini belgeleriyle açıklamalıdır.

Bu soru işaretleri genel açıklamalarla giderilemez. TFF şeffaf davranmalı, herkese aynı kuralları uygulamalı ve yaptıklarının hesabını vermelidir.

Bir kursa katılmakla hakem, birkaç talimat okumakla gözlemci, eline rapor formu verilmekle temsilci olunmaz. Bu görevler; yılların tecrübesini, saha bilgisini, kriz yönetimini ve baskı altında doğru karar verebilecek sağlam bir mesleki karakteri gerektirir.

Bu şartlarda Temsilciler Kurulunun geleceğini hangi liyakat ve tecrübe anlayışıyla planlıyorsunuz?

Alt liglerde yıllardır görev yapan bazı temsilciler, yeterli saha tecrübesi kazanmalarına rağmen Üst Klasman Temsilciliğine yükseltilmediklerini belirterek hayal kırıklıklarını dile getiriyor. Karadeniz Bölgesi’nden yalnızca bir temsilcinin üst klasmana terfi ettirilmesi de bu eleştirileri artırıyor.

Tasfiye etmek kolay, yetiştirmek zordur.

İnsanları sistemin dışına çıkarmak bir günde mümkündür; ancak nitelikli bir hakem, gözlemci veya temsilci yetiştirmek yıllar alır.

Gözlemcilik sisteminde de ayrı bir sorun yaşanmaktadır.

Bir gözlemci hakemin performansını değerlendiriyor, puan veriyor ve rapor hazırlıyor. Ancak bu değerlendirmeler MHK tarafından dikkate alınmıyorsa gözlemci neden görevlendiriliyor?

MHK, kendi görevlendirdiği gözlemcinin değerlendirmesini esas almıyorsa ya gözlemci seçiminde yanlışlık vardır ya da hakem görevlendirmelerinde saha performansı dışında başka ölçütler etkili olmaktadır.

Her iki ihtimal de Türk hakemliği adına düşündürücüdür.

Böyle bir ortamda hakemlere, gözlemcilere ve temsilcilere açık bir çağrıda bulunmak istiyorum:

Federasyon veya kurul yöneticilerinin söylediklerine göre değil, talimatların ve kuralların gereğine göre hareket edin. Bir kulübün büyüklüğüne, yöneticisinin gücüne, tribünün baskısına veya kamuoyunda oluşturulan havaya göre karar vermeyin.

Hakemler sahada korkmadan ve ayrım yapmadan düdük çalmalı; gözlemciler hakemin gerçek performansını dürüstçe değerlendirmeli; temsilciler ise gördüklerini eksiksiz yazmalı, görmediklerini raporlarına taşımamalıdır.

Çünkü verdiğiniz kararın, hazırladığınız raporun ve attığınız imzanın sorumluluğu yalnızca size aittir. Bir yanlış ortaya çıktığında hiçbir yönetici gelip bu sorumluluğu sizinle paylaşmayacaktır. “Bana böyle söylendi.” demek de vicdan ve kamuoyu karşısında yeterli bir savunma olmayacaktır.

Herkes hata yapabilir. Ancak hata yapmakla baskıya boyun eğmek, taraflı davranmak veya gerçeği bilerek değiştirmek aynı şey değildir.

Kurumlar güven vermiyorsa görev yapan insanlar güven vermek zorundadır.

Bu sezon yalnızca takımların değil; hakemlerin, gözlemcilerin ve temsilcilerin de sınavı olacaktır. Onları yöneten kurullar ise kamuoyu nezdinde şimdiden ağır bir yara almıştır.

Başkasına değil; kendi bilginize, tecrübenize, karakterinize ve vicdanınıza güvenin. Makamlar geçer, görevler sona erer, isimler değişir; fakat verdiğiniz kararlar, attığınız imzalar ve arkanızda bıraktığınız mesleki itibar kalır.

Ligler başlıyor…

Güven henüz başlamadı.

 

Prof. Dr. Ömer DALMAN
12.08.2026

YORUM YAP

5 3 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
5 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Serkan Sarıöz
Serkan Sarıöz
11 gün önce

Futbolu yönetmek, standardı sağlamak, herkese eşit davranmakla başlar. Liyakatsiz kişiler Türk futbolunu yönettiği sürece güven ortamını sağlamamız imkansız gibi gözüküyor

Nuri Özdemir
Nuri Özdemir
11 gün önce

İki yıldır liyakatsizlik hat safhadadır. Geçen yıl, hiçbir kurul üyesinin izlemediği bir temsilciyi, o ildeki başka bir temsilciye sorarak fgat yapan o şahsiyetti.

Şerafettin Öktem
Şerafettin Öktem
10 gün önce

Ömer hocam, yazılarınız,adamcilikla bir yerlere gelmiş olan liyakat yoksunlarini sadece basiretsizliklerine kılıf aramakla, doğru söyleyenleri hedefe koymakla mesai yaptırır(!) Diploma, kisiliksizligi, beceriksizliği,yalakaligi örtemez,insanı değerleri,topluma yararlı işler üreterek anlam kazandırır!…Basketbol, voleybol camialarini yönetenlerle futbol camiasini yönettiğini sananlarin mukayesesi acı gerçeği tüm ciplakligi ile ortaya koyar!… Sağlıkla kalın,selamlar….

Kerem Beşparmak
Kerem Beşparmak
10 gün önce

TFF yönetimi içindeki bölünmüşlük devam ederken yazdığınız konularla pek ilgilenemiyorlar, onun için bu sezon bir önceki yıla nazaran daha çok tartışılan hatalar olacağını düşünüyorum. Çünkü kurullardaki liyakatsız insanlar futbola hizmet etmek için değil maddi rant sağlamak ve kimlik kazanmak için o makamları işgal ediyorlar.

Menderes Yunus Yarar
Menderes Yunus Yarar
10 gün önce

Bu yılda bence sakın ha sezonu olur gibime geliyor sayın hocam Türkiye’de şu anda hiçbir şeye güven vermiyor futbol nasıl versin siyaset iş adamları baronlar futbolun üstünden elini çekmesi lazım her şey liyakat ile olması lazım temsilcisinden tut hakeminden tut federasyonundan tut top toplayancıya kadar herkesin namuslu şerefli haysiyetli davranması lazım vesselam kendine iyi bak sevgili hocam

5
0
Would love your thoughts, please comment.x