Bu makaleyi neden yazıyorum? Trabzon’un güncel konusu Muhamed Salah. Herkes gibi yazabilirdim. Yazıyı okuyan her bireyin duygularına göre yazmak işin en kolay olanı. Çok okunur veya okunmaz diye bir endişem yok. Ama ben farklı bir boyuttan bakarak yazacağım. Türkiye’de ve özellikle Trabzon’da futbolda yılın transferi Muhamed Salah’ın transfer sürecinde sosyal medyada yaşanan diyalogları epeyce inceledim ve aşağıdaki makalemi yazmaya karar verdim.
Futbol. Tutku demekti. Heyecandı. Şimdi nefret.
İçten içe kemiren bir nefret.
Salah. Trabzon. Sadece bir söylentiydi ama gerçek oldu.
Yetmedi. Sosyal medya ayağa kalktı.
Sosyal medyada linç başladı.
Küfür. Hakaret. Aşağılama. Her yerde.
Anonimlik. Perde oldu. Cesaret verdi.
Yüz yüze söyleyemeyenler.
Klavyede yazıyorlar. Çekinmeden. Acımasızca.
İnancına saldırı. Köküne saldırı.
Ailesine saldırı. Bu mu terbiye? Bu mu insanlık?
Transfer olur. Olmaz. Nitekim oldu da. Bu kadar basit.
Nefretin gerekçesi olamaz. Asla.
Bu bir öfke değil. Organize bir karalama. Bilinçli. Planlı.
“Kurtuluş” diyorlar. “İhanet” diyorlar. İki uç. Aynı çirkinlik.
Oyuncuyu yargılamıyorlar. Kimliğini yargılıyorlar.
Milliyetçilik. Ötekileştirme. İşte asıl mesele.
Kışkırtıcılar. Taraftar hesapları. Ateşe benzin döküyor.
Sakin olanı da çekiyor içine. Nefret sarmalı.
Söylüyorum: Futbol nefret değildir. Asla.
Suçlu futbol mu? Hayır. Suçlu onu çarpıtanlar.
Yöneticiler. Yorumcular. Kışkırtanlar.
Futbola bakmayın. Onları görün.
Peki ya öfke neden? İşsizlik mi?
Geçim derdi mi? Hayal kırıklığı mı?
Futbol hedef oldu. Kolay hedef.
Güvenli hedef. Öfke oraya akıyor.
Çözüm yok. Sadece kutuplaşma.
Yorumlar. Anlık. Duygusal. Yapıcı değil.
“İstifa!” “Hesap sorun!” gibi.
Günah keçisi arıyorlar. Kökene inmiyorlar.
Dur demek lazım. Spora zarar.
Topluma zarar. Denetim şart.
Yaptırım şart. Ama asıl çözüm? İçimizde.
Kin kusan bilsin ki: Bu miras zehirdir. Geleceğe zehir.
Futbol birleştirirdi. Şimdi ayırıyor.
Dijital linç. Dokuyu zedeliyor.
Saygı. Hoşgörü. Bunları kaybettik.
Fark etmez mi? Elbette eder.
Aksi halde… Sadece futbolu değil.
Birbirimizi de yok edeceğiz.
Tamamen. Sonsuza dek.
Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK