61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

Devlet mi, Örgüt mü? « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Değerli yazarımızın köşe yazısını okumak için tıklayınız. Takipte kalın!

Abdülvahap ULUDÜZ

Devlet mi, Örgüt mü?

Devlet mi, Örgüt mü?
Son Güncelleme :

07 Ağustos 2026 - 18:17

10 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

 

Terörsüz Türkiye’nin yolu hukuktan

Türkiye yeni ve kritik bir sürecin eşiğinde.

Yıllardır bu ülkenin evlatlarını toprağa düşüren terörün sona ermesini elbe

Terörsüz Türkiye’nin yolu hukuktan geçer.

Türkiye yeni ve kritik bir sürecin eşiğinde.

Yıllardır bu ülkenin evlatlarını toprağa düşüren terörün sona ermesini elbette hepimiz istiyoruz. Silahlar sussun, anneler ağlamasın, gençler terörün karanlığına sürüklenmesin.

Buna kim itiraz edebilir?

Ancak bugün asıl konuşmamız gereken, silahların susmasından sonra ne olacağıdır.

Çünkü terörü bitirmek başka şeydir; terörün siyasi hedeflerini kabul etmek başka…

PKK gerçekten silah bırakacaksa, örgütünü feshedecekse, silahlı kadrolarını dağıtacaksa ve Türkiye’ye yönelik terör faaliyetlerini tamamen sona erdirecekse, bundan Türkiye Cumhuriyeti neden rahatsız olsun?

Tam tersine…

Türkiye’nin istediği budur.

Ama bunun karşılığında Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi tavizleri vereceği sorusu mutlaka cevaplanmalıdır.

Çünkü Cumhuriyet pazarlık konusu değildir.

Türkiye’nin üniter devlet yapısı pazarlık konusu değildir.

Milli egemenlik pazarlık konusu değildir.

Anayasa’nın temel hükümleri pazarlık konusu değildir.

Şehitlerin adalet hakkı hiç kimsenin siyasi hesabına kurban edilemez.

DEVLET GÖRÜŞÜR, AMA TESLİM OLMAZ

Öcalan’ın süreçteki konumu da bu nedenle dikkatle değerlendirilmelidir.

Devlet, terörü sona erdirmek amacıyla bir mahkûmla görüşebilir.

Bu devlet aklıdır.

Fakat bir mahkûmun Türkiye’nin siyasal geleceğinde belirleyici bir aktöre dönüştürülmesi bambaşka bir meseledir.

Türkiye’nin geleceğine karar verecek makam bellidir:

Türkiye Büyük Millet Meclisi.

Egemenliğin sahibi bellidir:

Millet.

Atatürk’ün Cumhuriyet anlayışının temelinde de bu vardır.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Dolayısıyla Türkiye’nin geleceği ne bir örgütün ne de herhangi bir kişinin iradesine bağlanabilir.

SORULARA AÇIK CEVAP İSTİYORUZ

DEM Parti’nin açıklamalarında daha geniş kapsamlı hukuki ve siyasi düzenlemeler, Öcalan’ın koşulları ve sürecin siyasi boyutu konusunda talepler dile getiriliyor.

O halde milletin de sormaya hakkı var:

PKK gerçekten tamamen feshedilecek mi?

Silahların tamamı teslim edilecek mi?

Komuta zinciri sona erecek mi?

Suriye ve Irak’taki silahlı yapılanmaların geleceği ne olacak?

Aynı kadroların başka isimler altında yeniden örgütlenmesinin önüne nasıl geçilecek?

Finans ve propaganda ağları ne olacak?

Ve en önemlisi:

Türkiye’den bütün bunların karşılığında ne isteniyor?

Bu soruların cevabı kapalı kapılar ardında değil, milletin önünde verilmelidir.

Çünkü milletin bilmediği bir pazarlığın sonucunu millet adına kabul etmek mümkün değildir.

FESİH, TABELA İNDİRMEK DEĞİLDİR

PKK’nın kendisini feshettiğini ilan etmesi tek başına yeterli değildir.

Eğer aynı kadrolar, aynı silahlı güç, aynı komuta zinciri ve aynı finans kaynakları başka isimler altında devam ediyorsa, ortada gerçek bir fesih yoktur.

Sadece isim değişikliği vardır.

Türkiye böyle bir tabloya izin vermemelidir.

Suriye ve Irak’taki silahlı yapılanmalar da Türkiye’nin güvenlik hesabının dışında tutulamaz.

Silah nerede olursa olsun, Türkiye açısından güvenlik meselesidir.

Gerçek tasfiye; silahın, kadronun, finansın ve örgütsel hiyerarşinin sona ermesidir.

ATATÜRK’ÜN CUMHURİYETİ PAZARLIK MASASINA KONULAMAZ

Burada Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet’in temel anlayışını yeniden hatırlamak zorundayız.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet;

tam bağımsızlıktır.

milli egemenliktir.

hukuk devletidir.

üniter devlet yapısıdır.

eşit yurttaşlıktır.

Türkiye’nin bütün vatandaşları hukuk önünde eşittir.

Kürt yurttaşlarımızın da, Türk yurttaşlarımızın da, bu ülkenin bütün vatandaşlarının hakları hukuk tarafından korunmalıdır.

Ama vatandaşların eşitliği başka şeydir; etnik temelli siyasi ayrıcalıklar talep etmek başka şeydir.

Türkiye’nin çözümü ayrışmak değil, hukuk temelinde eşit yurttaşlıktır.

Biz terörsüz Türkiye istiyoruz.

Silahların susmasını istiyoruz.

Barış istiyoruz.

Demokrasi istiyoruz.

Ama bunun bedeli Cumhuriyetin temel değerleri olmamalıdır.

Terör bitecek diye hukuk bitmemelidir.

Barış gelecek diye adalet rafa kaldırılmamalıdır.

Silahlar susacak diye milli egemenlik tartışmaya açılmamalıdır.

Türkiye’nin geleceğini örgütler değil, millet belirlemelidir.

Türkiye’nin geleceğini silah değil, hukuk belirlemelidir.

Türkiye’nin geleceğini kişiler değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi belirlemelidir.

Çünkü biz bu Cumhuriyeti kolay kurmadık.

Atatürk ve silah arkadaşlarının bize bıraktığı bu Cumhuriyet, emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin eseridir.

Onu daha demokratik, daha özgür, daha güçlü hale getirmek hepimizin görevidir.

Ama Cumhuriyetin temelini zayıflatarak değil…

Hukuku güçlendirerek.

Milli egemenliği büyüterek.

Demokrasiyi geliştirerek.

Üniter devlet yapısını koruyarak.

Ve en önemlisi:

Son sözü silah değil, hukuk söyleyecek.

Son sözü örgütler değil, millet söyleyecek.

Son sözü kişiler değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve anayasal kurumları söyleyecek.

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği pazarlık konusu değildir.

YORUM YAP

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x