61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

KADER – SEÇİLMİŞ YOLUN SIRRI « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

KADER – SEÇİLMİŞ YOLUN SIRRI

KADER – SEÇİLMİŞ YOLUN SIRRI
Son Güncelleme :

21 Mayıs 2026 - 22:24

73 Görüntüleme

“Timur” adında bir film seyrederken oyunculardan birinin “Kader bizim seçtiğimiz bir yol değildir, bizim için seçilmiş bir yoldur.” Söylemi bir anda kulaklarımı çınlattı. Bu makale, bu kulak çınlamasının bende oluşturduğu ruhsal durumu ifade etmek adına kaleme alınmıştır.

Kader, insanın aklını en çok zorlayan, en çok başkaldırdığı ama bir o kadar da boyun eğdiği kavramlardan biridir. “Kader bizim seçtiğimiz bir yol değil, bizim için seçilmiş bir yoldur” cümlesi, bu kavramın en çarpıcı, en radikal ve belki de en rahatsız edici yorumlarından biridir. Modern insan özgür iradesini bir kalkan gibi taşırken, bu cümle onu çırılçıplak bırakıyor. Peki ya bu cümle, özgürlüğümüzü elimizden alan bir kader anlayışı değil de, bizi gerçekten özgür kılan bir teslimiyetin anahtarıysa?

 Kur’an’da geçen “Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir” (İbrahim, 4) ayeti, ilk bakışta insanın seçim hakkını tamamen askıya alıyormuş gibi geliyor. Ama aynı kitap, “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır” (Necm, 39) diyerek sorumluluğu da elden bırakmıyor. Bu iki ayet arasındaki gerilim, aslında kaderin sırrını saklıyor. İslam teolojisinde Eş’arilik mezhebi, “çalışıp, kazanmak” yani kazanma teorisiyle bu gerilimi çözmeye çalışıyor: İnsan fiillerini yaratmaz, onları “kazanır”. Yani yol önümüze serilmiştir ama o yolda nasıl ve ne şekilde yürüyebilmemiz bize bırakılmıştır. İşte “seçilmiş yol” ile “seçme yanılsaması” arasındaki ince çizgi tam da burasıdır.

 Hristiyan teolojisine baktığımızda, Augustinus’un lütuf öğretisi aynı düğümü farklı bir iplikle örüyor. Augustinus’a göre insan, Âdem’in günahıyla özgür iradesini kaybetmiş, sadece kötülüğü seçebilen bir varlık haline gelmiş. Kurtuluş, yani doğru yolu bulmak, tamamen Tanrı’nın seçici lütfuna bağlı. Burada “seçilmiş yol” bir lanet ya da ayrıcalık olarak beliriyor. Calvin’in “çifte kader” öğretisi ise bu mantığı son noktasına taşıyor: Kimi kurtuluşa, kimi lanete ezelden seçilmiş. Bu, insan için dehşet verici bir tablo; çünkü yol sadece seçilmiş değil, aynı zamanda mühürlenmiş…

 Peki, bu kadar katı tablolar karşısında insanın yapabileceği hiçbir şey yok mu? İşte tam bu noktada, kaderin “seçilmiş bir yol” olması, bir teslimiyet değil, bir bilinç sıçraması olarak yorumlanabilir. Mevlana Celaleddin Rumi bu sırrı şöyle anlatır: “Kader, akarsuyun önüne koyduğu set değil, akarsuyun kendi yatağını bulmasıdır.” Yani kader, bizi zorlayan bir dış güç değil, varlığımızın en derin katmanında yankılanan bir iç yasadır. Seçilmiş yol, bize dayatılan bir kısıtlama değil, ruhumuzun ezelde yazılmış şifresidir.

 Modern felsefe bu noktada çaresiz kalıyor. Sartre, “İnsan özgür olmaya mahkûmdur” derken aslında kaderin yokluğunu bir lanet olarak görüyor. Oysa İbn Arabi gibi bir sûfî (kendini Allaha adamış kimse), kaderi “aşkın bir yazgısı” olarak yorumluyor: “Kader, Allah’ın sana olan aşkının bir yansımasıdır. O seni seçmiştir, çünkü seni bilir.” Bu bakış açısına göre, “seçilmiş yol” bir mahkûmiyet değil, bir onurdur. Çünkü seçilmek, bilinmek ve istenmek demektir.

 “kader bizim seçtiğimiz bir yol değildir, bizim için seçilmiş bir yoldur” ifadesi, insanı iki uç arasında sıkıştırıyor: Ya isyan edeceksin ya teslim olacaksın. Ama bu iki uç arasında bir üçüncü yol daha var: Farkındalık. Belki de kader, önümüze serilen bir harita değil, içimizde yankılanan bir çağrıdır. O çağrıya kulak verenler, seçilmiş yolun aslında kendi özlerine giden yol olduğunu fark ederler. Gerisi, yalnızca bir yürüyüştür.

 Öğr. Gör.  Ed. Yılmaz ÇAKMAK

EN ÇOK KAZANANLAR

EN ÇOK KAYBEDENLER

EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER

YORUM YAP

2.7 3 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Ertan İskenderoğlu
Ertan İskenderoğlu
2 gün önce

Ayette geçen Allah dilediğini saptırır cümlesini daha çok açmak gerekir.Örneğin ben düşünüyorum Allah neden dilediğini saptırsın,günaha yöneltsin.????

DÖVİZ KURU

BIST100
DOLAR
EURO
BITCOIN
ÇEYREK ALTIN
GRAM ALTIN
1
0
Would love your thoughts, please comment.x