Kurban denince aklımıza gelen ilk şey, aslında Allah’a yakınlaşma çabasıdır. Arapçada “kurban” kelimesi, “yaklaşmak” anlamına gelen “kurb” kökünden gelir; yani bu ibadet, kişinin manevi olarak Rabbine biraz daha yakınlaşmasını ifade eder. Kurban kesmenin özünde, Allah’a olan teslimiyetimizi ve bağlılığımızı göstermek vardır. Zaten Kur’an’da da “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır” (Hac, 37) buyrulur. Yani önemli olan eti değil, samimiyetimiz ve ihlasımızdır.
Peki, kurban kesmenin amacı sadece bir hayvan kesmek mi? Tabii ki hayır. Bu ibadet, bize Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in o büyük teslimiyetini hatırlatır. Bir babanın, oğlunu Allah yolunda feda etmeye hazır olması, kullukta ulaşılabilecek en üst noktalardan biridir. Ama kurbanın bir de toplumsal boyutu var. Kesilen hayvanın etini üçe bölüp bir kısmını ihtiyaç sahiplerine, bir kısmını akrabalara, bir kısmını da eve ayırmak, aslında paylaşmanın ve dayanışmanın somut bir göstergesi. Bu yönüyle kurban, zenginle fakir arasında bir köprü kurar, insanın cimrilikten arınmasına vesile olur.
Kurban Bayramı’nın bir de unutulmaması gereken sünneti var: Teşrik tekbirleri. Arefe günü sabah namazından başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar, her farz namazın ardından “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu Ekber, Allahu Ekber ve lillâhi’l-hamd” diyerek tekbir getiririz. “Allah her şeyden yücedir, Allah’tan başka ilah yoktur, hamd sadece ona mahsustur.” Bu tekbirlerin hikmeti, Allah’ın yüceliğini ilan etmek, bayram sevincini ibadetle birleştirmek ve Hz. İbrahim’in teslimiyetini anmak. Aynı zamanda bu tekbirler, Müslümanların birliğini ve beraberliğini de sembolize eder.
Kurban Bayramı, sadece bir ibadet değil; aynı zamanda aile bağlarını güçlendirdiğimiz, toplumsal dayanışmayı artırdığımız müstesna bir zaman dilimi. Bayram namazıyla başlayan bu özel günler, ziyaretleşmeler, helalleşmeler ve dualarla manevi bir atmosfere dönüşür. Hanefi mezhebine göre kurban kesmek, maddi durumu uygun olan Müslümanlara vaciptir; diğer mezheplerde ise sünnet-i müekkede (kuvvetli sünnet) olarak kabul edilir. Ama her hâlükârda bu ibadet, kişinin malının bir kısmını Allah rızası için feda etmesi, nefsini terbiye etmesi ve cimrilikten arınması açısından çok önemli faydalar sağlar.
Kurban, İslam’ın özünü oluşturan teslimiyet, şükür, paylaşma ve dayanışma değerlerinin somut bir ifadesidir. Bu mübarek bayram, bize hem bireysel hem de toplumsal sorumluluklarımızı hatırlatırken, Allah’a yakınlaşma vesilesi olarak manevi hayatımızı zenginleştirir. Sağlıklı ve mutlu daha nice bayramlara… “Bayramınız Mübarek Olsun”
Öğr. Gör. Ed. Yılmaz ÇAKMAK