61Medya
Çift Yönlü Kartvizit
1000 Adet – 1200₺
Ücretsiz tasarım
Tüm illere kargo
A5 Tek Yönlü El İlanı
1000 Adet – 2300₺
Web Tasarım
Modern & özgün tasarımlar
WhatsApp: 0553 416 52 70 Mağazayı Ziyaret Et
Anadolu Basın Birliği Trabzon Şubesi
REKLAM ALANI
Markanızı
bu alanda
duyurmak ister misiniz?
Bizimle İletişime Geçin

TFF’nin uzaktan kumandalı hakemleri! « ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

Akademisyen ve Yazar | KTÜ | Üst Klasman Temsilcisi | Bilim, spor ve fikir yazıları | Görüşlerim şahsıma aittir; kurumları bağlamaz.

Prof. Dr. Ömer DALMAN (Karadeniz Teknik Üniversitesi)

TFF’nin uzaktan kumandalı hakemleri!

TFF’nin uzaktan kumandalı hakemleri!
Son Güncelleme :

17 Ağustos 2026 - 22:35

217 Görüntüleme


Haber / Köşe Yazısını Dinle
--:--

Hakemlik ezber değil, yorum ve cesaret işidir. Bunları hakemin elinden alırsanız geriye yalnızca TFF’nin uzaktan kumandası kalır! İlk haftada ortaya çıkan tablo tam olarak budur!

Süper Lig daha ilk haftasında hakem kararlarıyla tartışmaların merkezine oturdu.

Farklı maçlarda benzer pozisyonlara farklı kararlar verildi. Sahadaki hakemlerin hatalarını VAR da düzeltemedi. Daha ilk hafta tamamlanmadan hakemler futbolun önüne geçti.

Sorun yalnızca yanlış kararlar değil. Asıl sorun, hakemleri belirli kalıplara sıkıştıran eğitim ve yönetim anlayışıdır.

Her hakemin farklı bir yeteneği, karakteri ve maç yönetme biçimi vardır.

Elbette bunu, o noktaya liyakatiyle gelmiş hakemler için söylüyorum. Eğer hakemin önü yeteneğiyle değil, torpille açılmışsa geliştirilecek bir yetenekten de söz edilemez.

İyi bir eğitim, hakemin güçlü yönlerini geliştirirken kişiliğini ve karar verme yeteneğini köreltmemelidir.

Bizde ise hakeme futbolu yorumlamak değil, önüne konulan görüntüler üzerinden aktarılan karar kalıplarını uygulamak öğretiliyor:

“Bu temas faul.”

“Bu hareket penaltı.”

“Burada devam et.”

“Şurada VAR’ı bekle.”

Oysa futbol, laboratuvarda aynı şartlar altında tekrarlanan bir deney değildir.

Bunu hem sahayı hem de laboratuvarı bilen biri olarak söylüyorum. Aynı deney, aynı şartlarda tekrarlandığında benzer sonuç vermesi beklenir. Futbolda ise hiçbir pozisyon aynı şartlarda oluşmaz.

Temasın hızı değişir.

Şiddeti değişir.

Yönü ve oyuncu üzerindeki etkisi değişir.

Hakem, pozisyonu ezberletilen bir kalıba sokmaya çalışmamalıdır. Hareketin nasıl başladığına, temasın nasıl oluştuğuna ve oyuncuyu nasıl etkilediğine bakmalıdır.

Pozisyon kalıba uymayınca sistem çöküyor.

Hakem artık gördüğünü değil, yöneticilerinin görmek istediğini çalmaya başlıyor:

“MHK ne der?”

“Gözlemciden kaç puan alırım?”

“VAR beni çağırır mı?”

“Gelecek hafta maç alabilir miyim?”

Böyle olunca sahada özgüvenli hakem değil; sorumluluk almaktan çekinen ve kritik anlarda VAR’a sığınan görevliler görüyoruz.

Hani yabancı hakeme karşıydınız?

Hani Türk hakemlerine güveniyordunuz?

Daha ilk haftada yabancı VAR hakemlerini devreye soktunuz.

Yabancı VAR geldi ama tartışmalar bitmedi. Kasımpaşa–Trabzonspor maçında VAR koltuğunda yabancı hakem vardı. Karşılaşmanın sonucuna etki eden tartışmalı penaltıda müdahale gelmedi.

Demek ki sorun hakemin pasaportunda değilmiş!

Sahadaki hakem pozisyonu yorumlayamıyor, VAR da müdahale edemiyorsa koltuktaki pasaportun önemi kalmaz.

Yabancı VAR hangi karşılaşmalara, hangi ölçütlere göre atanacak?

Bütün kulüpler bu uygulamadan eşit biçimde yararlanabilecek mi?

Yoksa büyüklere yabancı VAR, diğerlerine yerli VAR mı uygulanacak?

Kasımpaşa–Trabzonspor maçındaki karar, tam anlamıyla “Bunu hakeme nasıl yuttururum?” penaltısıydı.

Pozisyonda yalnızca temasın varlığına değil, nasıl oluştuğuna bakılmalıydı.

Kasımpaşalı oyuncu, ortak topa koşarken Pina ile topun arasına giriyor. Rakibine yönelerek teması alıyor ve ardından faul yapılmış görüntüsü veriyor.

Oyuncu penaltıyı aldı, hakem de yedi.

VAR ise seyretti!

Pina’nın açık bir ihlalinden çok, hücum oyuncusunun teması penaltıya dönüştürme çabası vardı. Hakem düşüşü gördü ama temasın nasıl oluştuğunu okuyamadı.

Her temas faul değildir.

Her düşen oyuncuya da penaltı verilmez.

Konyaspor–Çaykur Rizespor maçında ise basit faul yoktu ama basit penaltı vardı!

Maçın 90+8. dakikasında verilen kararın penaltıyla uzaktan yakından ilgisi yoktu.

Sezon öncesinde “Basit temaslara faul çalınmayacak” denilirken, böylesine hafif bir temas nasıl penaltıya dönüştü?

Ceza sahası dışında faul sayılmayacak bir hareket, ceza sahasının içine girince neden penaltı oluyor?

Bu anlayış devam ederse futbolcular rakip kaleye gitmeye değil, ceza sahasında temas aramaya çalışır. Hakem de futbol yönetmek yerine kimin daha inandırıcı düştüğüne karar verir.

Gençlerbirliği–Fenerbahçe maçında VAR’ın neyi beklediğini anlamak da mümkün değildi.

Maçın 48. dakikasında Mert Müldür’e yapılan kontrolsüz müdahale açık bir penaltıydı.

Savunma oyuncusu, topa kafa vuran Mert Müldür’ün dizine doğru ayağını kontrolsüz biçimde savurdu.

Hakem göremedi.

Peki VAR neden müdahale etmedi?

Aynı maçta Talisca’nın şutunda topun savunma oyuncusunun eline temas ettiği pozisyon yorum alanında değerlendirilebilir. Ancak Mert Müldür’e yapılan hareket yorum alanında değildi.

Orada hakem hata yaptı, VAR da bu hataya ortak oldu.

Bir maçta basit temastan penaltı üretip başka bir maçta oyuncunun dizine savrulan ayağı görmezden gelirseniz ortak bir standarttan söz edemezsiniz.

Galatasaray–Çorum maçında ise pozisyonların fotoğrafına değil, nasıl geliştiğine bakmak gerekiyordu.

Torreira’nın Berat’ın ayağına bastığı pozisyon, donmuş görüntüde ağır görünüyordu. Ancak kırmızı kartı gerektirecek açık bir kasıt veya aşırı güç yoktu.

Temas da tamamen yok sayılamazdı. Pozisyon en azından faul yönünden değerlendirilmeliydi.

Çorum FK oyuncusuna gösterilen kırmızı kart doğruydu. Hareket, rakibin sağlığını tehlikeye düşüren ciddi faullü oyun niteliğindeydi.

Çorum FK’nin 80. dakikada penaltı beklediği pozisyonda devam kararı doğruydu. Yunus Akgün’ün 85. dakikada faul beklediği pozisyonda da önce topa müdahale vardı.

Her tartışılan pozisyon hakem hatası değildir.

Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmek gerekir.

Güven kaybının asıl nedeni, benzer pozisyonlarda farklı kararlar verilmesidir.

Beşiktaş–Eyüpspor maçında ise saç çekmeye kart bile çıkmadı!

Beşiktaşlı oyuncu, top için mücadele etmediği pozisyonda rakibinin saçını çekti. Uygulanan güç aşırıysa kırmızı kart, değilse oyuna karşı saygısızlıktan sarı kart verilmeliydi.

Ancak hiçbir kart çıkmadı.

Hakem eğitimi görüntü ezberine dayanırsa, seminerde saç çekme gösterilmeyince böyle pozisyonlarda kart da çıkmıyor!

Hakemlik ezber değil; kuralı yorumlama ve sahada uygulama işidir.

Teknoloji hakem yetiştirmez!

Çipli top getirebilirsiniz.

Gol çizgisi teknolojisini kurabilirsiniz.

Yabancı VAR hakemlerini görevlendirebilirsiniz.

Ancak hakeme futbolu yorumlama yeteneği kazandıramazsanız bunların hiçbiri sorunu çözmez.

Türk hakemliğinin sorunu teknoloji değil; liyakat, eğitim ve yönetimdir.

Hakemi baskı altında tutar, gelecek haftaki atamasını düşünerek maç yönetmeye zorlarsanız sahada özgür iradesiyle karar veren hakem bulamazsınız.

Ortaya yalnızca TFF’nin uzaktan kumandalı hakemleri çıkar.

Uzaktan kumandayla hakemi yönetebilirsiniz ama adaleti yönetemezsiniz.

Kumandanın pili bittiğinde ise sistem çöker!

Prof. Dr. Ömer DALMAN

17.08.2026

YORUM YAP

4 4 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
3 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Ahmet Güvener
Ahmet Güvener
6 gün önce

Türkiye’nin ilk FIFA hakem eğitimcisi olarak – şu anda 2.si Cüneyt Çakır- benim yıllardır Türk hakem eğitimindeki yanlışların aynısını yazmanız beni çok mutlu etti. Klavyenize sağlık. Eğitim sistemi ezberciliğe endeksli ve biat kültürü ile yetişen bir neslin içinden “niye, neden” sorularını soracak hakem grubu ya da yöneticinin çıkması beklenemez. Saygılarımla ve tebriklerimle.

Last edited 6 gün önce by Ahmet Güvener
Mustafa
Mustafa
4 gün önce

Ömer hocam imzamı atıyorum, Torreranın pozisyonuna katılmıyorum, kesin ihraç.

3
0
Would love your thoughts, please comment.x